moda, kadın ve güzellik hakkında aradığınız bilgiler


Örgü Şiş

31 Ekim 2008 Cuma admin

Sonunda alemine kavuÅŸabildik. olayı anlayana havale ediyorum.Zira burası Türkiye anlayana saz anlamayana misali…Bugün ise cumhuriyetimizin 85. yıldönümü nice 85ler 100ler görmeyi etsin milletimize.Atamızın emanetini yüzyıllara taşımak için okumak ve öğrenmek dileklerimle…

önümüz kış örgü mevsimi geldi geliyor. aralar evde seri imalata geçilmiş durumda.Son moda ponpon iplerden iki farklı çeşit farklı renklerde atkılar ürettik.İthal kalın iplerden yelekler yaptık.Tek tek kalan renkleri de birleştirip örtüsü yapmaya başladık. da örgülerimize anca yeten sepetimiz.Bazen ağırlığını taşıyamıyor:) biraz şişlere ara kitaplara dönsem olacak:)




devasa yün yumağı ise örüleceği günü çekiyor:)


Arkadaşlık

21 Ekim 2008 Salı admin



Düğün ve düğün sonrası, özel bir günün ötesinde arkadaşlık ilişkilerini tazelediği ve pekiştirdiği için ayrı bir güzel geliyor bana. Şu aralar bu vesileyle uzun zamandır görmediğim, görüşemediğim arkadaşlarıma kavuştuğum için de çok ama çok mutluyum. Ayşegülle bile aynı şehirlerde yaşamamıza rağmen görüşemiyorduk. Son zamanlarda hep biraraya geliyoruz ve bana inanılmaz iyi geliyor bu buluşmalar.

Şu anda gördüğünüz bu resimler de arkadaşlarımla buluştuğum, bana harika bir gün yaşatan o anları özetleyen resimler. Allah herkese böyle güzel arkadaşlıklar nasip etsin..



<img style=”float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://1.bp.blogspot.com/_Jf6tDFs2qj0/SPuzNCLfgjI/AAAAAAAACZo/cGG3vsp9MYg/s400/1.jpg” border=”0″ alt=”"id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5258994026389930546″ /

Organik İşler Bunlar

28 Temmuz 2008 Pazartesi admin

(Dikkat yazı. Eyvah yazı!)

Bunlarla kafayı yeme dedikçe, ekolojik olayına sardırmaya başlıyorum. En belirgin harekatı ise kozmetikte şıyorum. Geçen gün güvenilir kaynaklardan öğrendiğim şeyle yıkıldım. En zararlı kozmetik maddelerinin güneş koruyucuları olduğunu duyduğumdan beri de içim hiç rahat değil. Çünkü ten rengi sıralaması yapılırken, dünyadaki renkler benim beyazlığım referans alınıp da başlamış . ben sıralamadaki renge sahibim. Yıllardır güneş görmemiş ötesi tenimi 50 üzeri faktörlerle korumak boynumun borcu. (50 faktörü ben ve çocuklardan başka kim sürüyor biliyor musunuz? Çok koyu tenliler, daha fazla kararmasınlar diye!) Güneş kremleri içerlerinde birçok kimyasal bulundurduğundan en zararlı ilan edilmiş. Peki durumda ne yapılıyor? Makyaja geldiği güneş kreminde de tercih minerallerden yana olmalı. Fakat kimyasal olayı öyle ki, aslında şampuandan rimele, neredeyse ojeden ruja herşeyin içinde kimyasal madde var. Güneş sütümü mineral aldım, makyajımı minerallerle değiştirdim, peki diş macununu ne yapacağım, kıyafetlerimi en zararlılardan biri olan deterjandan nasıl kurtaracağım? Benim afilli görünen sorularım birkaç yıllık dünyevi meseleler klasmanında, kanserojen katkı maddeli paranoyanın küresel ısınma manikdepresifli hali zaten. Meselenin hormonlu gıda KDV’sini de hasılata katmayı unutmamak gerek.

NTV Yeşil ekran destekli paranoyalarım, markette çaktırmadan deterjanın kansersizinden ararken, yediğim domatesi, da herhangi bir paketli ürünü de sorgulatıyor artık . Sonra birden İsviçre’de şamadığımı hatırlayıp, ’ın İstanbul’unda deterjandan, hormonlu çilekten, içeren kozmetikten kaçsam ne olacak zaten diyorum. ( Türkler’in kokusunun payımıza düşen tabakası delinimi da karbon gazı salınımının çokluğunda etkisi var mıdır? İşte BBC sana güzel bir belgesel araştırma konusu. Ancak araştırırken kokudan sağ kalamama ve ülkenize geri dönememe riski var benden uyarması.)

Fala inanma falsız kalma’nın ekoloji versiyonunu kendime tam prensip edinmişken, zat-ı alimi ürün içeriğine bakarken ve katil katkı maddelerini enselemeye çalışırken buluyorum. merak var, istek var, hatta kafaya takmaya yakın bir ruh hali var, ancak daha hala çemberin dışındayım.

arada araştırmalar, ekrana düşen ekolojik haberler bütününde kendime uzman! (kendini bilir) destekli bir koruma kremi aldım. Minerallerden yapılma olduğu söylenen İsrailli AHAVA’nın 50′leri.

Şimdi araştırırken bir marka daha gördüm, ekoseverlerin zaten bildiği bir marka duruyor Lavera. Markayı biraz daha araştırdıktan sonra kendimde nemlendiricilerini ve temizleme jellerini alacakmışım bir hava seziyorum. Kullananınız da başka şeyler bilip de paylaşmak isteyeniniz varsa söyler zaten. Bir de Almanca bilenlerin faydalanabileceği ürün didikleyen, Chanel, Clinique ve Nivea’nın içeriklerini beğenmeyen Öko-test diye bir site var. İşte onların beğenisi Lavera zaten. Almanca’ defa ihtiyaç duyuldu o da namüsait.



Eee ne yapıyorum o zaman?
1-Evet kadar ım. Güneşe çıkmak mı? Kendini intahar etmekle aynı kefende yatıyor. Rengim ve bir cilt nakli yaptırmadıkça değişmesi mümkün değil. En az 50 faktör koruma ve güneşle hiç anlaşamama durumları aynen devam.
2- Evet son zamanlarda benle cepten iletişim kuranlar, maymun alolara gark oluyor. Nedeni kulaklığımı keşfetmem. Kulaklığın tele dolanması sonucu cevap vermede güçlük, ses ayarlarında nanaylık.
3- İnternet maillarında dolaşan 3 cep telefonu ile mısır patlatma gösterisi ve gazete destekli cebin beyin pişirme operasyonları geceleri kapattırıyor mereti.
4- Haci şakir’in toz sabunlarıyla çocuk eşyası yıkayan arkadaşlarım var. Deterjan konusu şu aralar benim için sıcak konu. Daha bulaşık makinasına takmadım.
5- AHAVA’yı deneyeceğim. Gerçi 50 zaten koruyacak. Mineral kısmı ’a emanet.
6- Makyaj malzemelerime onca yatırım yapmışım. Aklanmalarını bekleyip, fondötenim mineralli canım deyip, kendimi ekolojinin parçası zannetmeye çalışacağım.
7- Organik kara bulgurumun hakkını vermeye devam edeceğim. Elimdeki tek organik malzeme. Tüm yiyecekleri organik alamam ki’lerle kendimi kandıracağım. şa kadar organik mi yemişiz ki diye Türklük yaptıktan sonra, e çocukken kadar katkı maddesi yoktu ki diye soru-cevap oynamaya devam edeceğim.