20 Kasım 2008 Perşembe admin
Tat ve koku duyusu da değişebiliyormuş!. Okul yıllarında kerevizin kokusuna bile tahammül edemezdim; şimdi elimde olsa çiçek olarak vazoya koyucam. Neşrettiği kokusunun hastasıyım!.. Ha nergis koklamışım ha kereviz. Abartmıyorum!.. Çok seviyorum. Bu da sevdiğim kereviz salatası tarifim:
-
1 baş kereviz
-
-
1/2 limonun suyu
Dış yüzeyini bıçakla soyduğunuz kerevizi rendeleyin. Rendelerken, önceden hazırladığınız limon suyu ile arada bir ıslatarak kararmasını önleyin. Rendelenmiş kerevizi yoğurtla karıştırın. İsteğe bağlı olarakta tuzunu ekleyin. En sonda ince ince doğranmış kereviz yapraklarıyla süsleyin.
Not: Kereviz yapraklarının çok olması durumunda bunları soğan, havuç ve tuzla kavurup beyaz peynir ilavesiyle börek yapımında kullanabilirsiniz.
Kategori kimseokumazsabenokurum.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
8 Kasım 2008 Cumartesi admin
Alexander Wang‘ın Sonbahar Öncesi (PreFall) koleksiyonunda yer alan önü fermuarlı bu kloş eteği Kate Bosworth giydi bile! Hem yüksek belli hem de kloş olması diğer fermuarlı eteklerin önüne geçmesini sağladı. Alexander Wang’ın yaptıklarını beğenmeye devam!..
Kategori kimseokumazsabenokurum.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
2 Kasım 2008 Pazar admin

1. Straplez sutyen. Straplez kıyafetlerinizle veya sutyen askınızın görünmesini istemediğiniz zamanlarda kullanabileceğiniz bir straplez sutyeniniz bulunsun.
2. Stilletto. Stilletto ile iyi yürüyemeseniz bile, stiletto ile yürümeyi geliÅŸtirebilir, bunlarla daha uzun boylu olmanın keyfini çıkartabilirsiniz. (more…)

Kategori kadinozel.info | Yorum yapılmadı »
31 Ekim 2008 Cuma admin

Cumhuriyetimizin bu en önemli gününde günlerdir konuÅŸulan beklenen bir film vizyona girdi.Çok önceden bugün için Mustafa’yı izleme planları yapmıştım.Hiçbir izlenim edinmeden hatta fragmanını bile izlemeden salona girdim.4 mevsim tablosunun canlanmasıyla birlikte zaten her daim aÄŸlamaya hazır bünyem kendini bırakıverdi.Filmin sonuna kadar da toparlanamadı.Ben ki arada bir Atatürk’ü hatırlayıp hazinlenen bir insanım,iki saatlik bu kalp aÄŸrısı bana hem hüzün hem de gurur yaÅŸattı.Atamın azmi,kararlılığı vatan sevgisi,insan sevgisi,gücü,masumluÄŸu,öngörüsü,yaÅŸama baÄŸlılığı beni bir kez daha büyüledi.YaÅŸamını ideallerine adamış bir insan öyküsüydü izlediÄŸim.Daima onu örnek alıp onun izinden yürümek onun yaptıklarının yanında benim onun emanetini korumak adına yapabileceÄŸim nacizane bir ÅŸeydir.Adına ne destanlar,kitaplar,ÅŸiirler yazılsa ne filmler yapılsa azdır.Ellerine saÄŸlık Can Dündar.İki sıafatla açıklayacak olursam dramatik ve gerçekçi bir filmdi.GerçeÄŸi son derece objektif anlatabilmenin yanı sıra vatan sevgisinin Atamızda beliren aksi son derece duygusal bir hava vermiÅŸ hatta bazı yerlerde Can Dündar’ın sanki sesi titremiÅŸti.BaÅŸarıyı hakediyor.Devamını bekliyorum.
Atam iyi ki bu millete lider olmuÅŸ,iyi ki yaÅŸamış.Selanik’li Mustafa iyi ki Atatürk olmuÅŸ…

Kategori gozdeayse.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
31 Ekim 2008 Cuma admin
Sonunda blog alemine kavuÅŸabildik.Bu garip olayı anlayana havale ediyorum.Zira burası Türkiye anlayana sinek saz anlamayana davul zurna misali…Bugün ise cumhuriyetimizin 85. yıldönümü nice 85ler 100ler görmeyi nasip etsin Allah milletimize.Atamızın emanetini yüzyıllara taşımak için okumak ve öğrenmek dileklerimle…
Malum önümüz kış örgü mevsimi geldi geliyor.Bu aralar bizim evde seri imalata geçilmiş durumda.Son moda ponpon iplerden iki farklı çeşit farklı renklerde atkılar ürettik.İthal kalın iplerden yelekler yaptık.Tek tek arta kalan renkleri de birleştirip diz örtüsü yapmaya başladık.Bu da örgülerimize anca yeten sepetimiz.Bazen bu bile ağırlığını taşıyamıyor:) Bense biraz şişlere ara verip kitaplara dönsem iyi olacak:)




Bu devasa yün yumağı ise örüleceği günü iple çekiyor:)


Kategori gozdeayse.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
31 Ekim 2008 Cuma admin
Kim olduÄŸu
ya da
giydiği kıyafetlerinin markası hiç önemli değil! Yarattığı
kombinasyon için söze
bile gerek
yok.
Harika. Çiçek desenli
diz altında
biten etek, düz
bir tişört ve üzerine de deri ceket. Kelimelerin cisim bulmuş
hali:
Kategori kimseokumazsabenokurum.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
31 Ekim 2008 Cuma admin
24 Ekim saat 19:00.
Eve geldim. İnterneti açtım. Maillara bakarken elim site istatistiklerine gitti. İstatistikleri olması gerekenin yarısında görünce, gidip diğer istatistik sitesine baktım. Orada da öyleydi. “Bir sorun var” dedim içimden. Moda Trenden İn ve Güzelsen Trenden İn’i yokladım. Özensiz, içeriksiz, sebepsiz o malum kırmızı yazıyı görünce beynimden vurulmuşa döndüm. “İçimden moda yazısı yazarak ne yapmış olabilirim” dedim. Sonra sırayla aklıma gelen blogları yokladım. Hepsi yasaklanmıştı. Ardından eksisözlük vs gibi sitelerden olayı takip etmeye başladım.
Üç gündür de bu olayla yatıp kalkıyorum. Başlarda yasakçı zihniyetin 8 kusurlu hareketten birini işlemiş olan bloglara verdiği cezadan nasibini almış milyonlara yaklaşan kullanıcıların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması olarak olay ele alındı.
Ancak dün akşamüstü itibarıyla bulutlar dağıldı. Gerçek ortaya çıktı.
Teknoloji şirketi Digitürk, LİG TV’den maçlarını internetten kaçak izlemeyi kolaylaştıran formül sağlayan “bazı” blogları susturmak istemişti.
Ancak gelinen noktada sayısı yüzbinlerle ifade edilen bloglar kapatıldı. Site sahibi yüzbinler ve milyonlarca okuyucu 4. günün sonunda hala mağdur.
Öyleyse şimdi bu soruların cevap bulması gerekiyor:
1- İstanbul’da kurulmuş ve merkezi burada olan Teknoloji şirketi Digitürk, niçin kalkıp Diyarbakır’da bir mahkemeye dava açıyor?
2- Teknoloji şirketi Digitürk, bugün NTV’de avukatları tarafından yaptığı açıklamada “bloggerların hepsini kapatmak gibi bir niyetimiz yok” diyerek ne demek istiyor? Lakin her teknoloji şirketi hatta ortalama internet gezgini bile kapatmanın adres bazında yapılabileceğini bilir. Niçin o adresler Dijitürk şirket bünyesinde kurulmuş olduğu söylenen “Fraud” departmanınca tespit edilebilirken, sadece onların kapanması yönünde mahkemeye başvurulmuyor?
3- “Biz Google’a bu sitelerde şifre veriliyor birşeyler yapın diye ilettik ancak cevap alamadık” diyen teknoloji üretebilen Digitürk, adwords, adsense’den büyük gelir elde eden Google’a “tüm bloggerları Diyarbakır mahmekesinde kapatayım da sen mağduriyet neymiş gör” diyerek kafa mı tutuyor?
4- “Bloggerları kapatma niyetimiz yok” ne demek? Bu hareketle kapandığının farkında değil misiniz?
5- Lig Tv şifresini bloglar sayesinde kırabilenler, sadece bir linkten girerek bu haftasonu tekrar bu şifre kırma işlemini yaparak FB, GS, BJK, TS ve diğerlerinin maçlarını acaba bloglarda öğrendikleri yöntemlerle izlemediler mi?
6- Kendi hakkını savunurken başkalarının haklarına tecavüz etmek suç sayılmayacak mı?
7- Digitürk bu sansür mekanizmasına ön ayak olduğunun ülkemizi utanç verici duruma düşürdüğünün farkında mı?
Bigumigu‘ya bırakılan bazı görüşler:
MioCaro (26/10/2008 4:50:29 PM)
Digitürk kendi ticari kazançlarını korumayı düşünürken bütün ülkenin, blog yazarlarının, okuyucularının ve kendi müşterilerinin kişisel hak ve özgürlüklerini hiçe sayıyor. Davanın neden Diyarbakırda açıldığı ayrı merak konusu. Arayıp kayıt sistemi dahilinde DT aboneliğimi iptal ettirdim. Gerekçesini detaylarıyla anlatarak. Buyrun detaylar
Bu büyük hatanın telafisini avukatları, hukuk danışmanlarıyla Digitürk’ün yapması gerekiyor. Ve bunun da diğerlerine, hepimize emsal teşkil etmesi gerekiyor. Haklarımızı ararken diğerlerinin özgürlüklerini tehdit etmeyelim.
firat® (26/10/2008 8:08:58 PM)
Blogger’daki herhangi bir blogu kapatabilirsiniz. Daha önce örneklerini gördüm. Digiturk gibi iletişim ve teknoji servisi sunan bir platform iyice araştırıp, gerekli mercilere başvurup, akabinde o siteli kapattırma yoluna gitmek yerine, daha basit ve işlerine gelir bir yol tercih edip, tüm Blogger servisini kapatma yoluna gittiler. Buradaki sorun telif yasası dahilinde kapatmak zorunda bırakılan bloglar değil, hiçbir suçu olmayan, tamamen bilgi, kişisel deneyim, ilgi alanları vs. gibi herkesin kendince bir tat bulduğu yüzbinlerce blogun kapatılmasıdır. Blogger’in burada herhangi bir suçu yok. o sadece bir servis sağlayıcı. Gidersin, görüşürsün yetkililerle ve üç beş kuruşunu kurtarırsın. Böyle bir açgözlülükle sansürün dibine vurmanın bir anlamı yok.
tropical (26/10/2008 11:58:09 PM)
digiturk’un suclulugu, kolay yola kacmasi vs. tartisilabilir konulardir ama turkiye’de kapali tek site blogger degildir, son da olmayacaktir boyle giderse. bu da blogger’in kapatilmasi olayinda sucu olsa bile buyuk resimde olayin digiturkle alakali olmadigini, cok daha ciddi bir sansurle karsi karsiya oldugumuzu bize maalesef bir kez daha gosteren bir durumdur.
youtube’un kapali olmasina bugune kadar ciddi hicbir tepki gosterilemedi (diger siteler icin de gosterilmedi ama youtube sembol oldugu icin soyluyorum)
bu olayda su kurumu, diger kapatmada baska bir kisiyi, berikinde bambaska birini suclayabiliriz, ama bunun bir SANSUR oldugunu ve sevdigimiz sevmedigimiz, bizi ilgilendiren ilgilendirmeyen her site icin, internet icin, ozgurluk icin tepki gostermemiz gerektigini kabul edip sesimizi duyurmazsak, o kapanir, bu kapanir ve bu boyle devam eder.
Kategori http://modatrendenin.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
24 Ekim 2008 Cuma admin
Herkese günaydın!!! İş sebebiyle bu hafta gene uzaklardayım, o yüzden fazla verimli bir hafta olmayacağı konusunda sizi uyarmam gerekir. Bir süredir yapamadığım açık hava çekimlerine bir geri dönüş yapıyorum ve sizi yeni çantamla tanıştırıyorum:
Marc Jacobs demişken geçenlerde okuduğum komik bir hiyayeyi de aktarmadan gecemeyeceğim. Paris Moda Haftası sırasında “Style Clicker” adlı sitenin fotoğrafçısı Paris sokaklarında dolaşırken eteği , kocaman Birkin çantası ve Doc Marten leriyle bir adam görür ve ilginç ve hoş olduğuna karar verip fotografını çeker. Daha sonra kendisine, moda endüstrisinde çalışıp çalışmadığı sorar, adamın cevabı “sayılır” olur. Adamın acelesi olmasına rağmen, fotografçı, fotografını çektiği kişilere doldurttuğu formu verir, geri aldığında isim satırının karşısında gördüğü isim “Marc Jacobs” tır. Fotografçı Paris Moda haftasına böyle bir başlangıç yaptığı için çok sevinir ancak beni bu hikayenin güldüren kısmı Marc Jacobs’ın muhtemelen biraz alaycı bir tavırla sayılır demesi ve fotografcının bu işlerle ilgili olan birinin sokakta etekle dolaşan ve sıradan bir insanın bile suratına bakarak tanıyabileceği Marc Jacobs’ı nasıl tanıyamadan bu işi yaptığıdır, ben olayı çok alaycı ve komik buldum, ayrıca ben bu adama eteği yakıştırıyorum, İskoçların modern versiyonu gibi. Ya siz?
p.s.: Illustrasyon için D.’yi, fotoğraflar için B.’yi çok öpüyorum ha bir de G.’yi şimdi kıskanır
xoxox
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
21 Ekim 2008 Salı admin


Düğün ve düğün sonrası, özel bir günün ötesinde arkadaşlık ilişkilerini tazelediği ve pekiştirdiği için ayrı bir güzel geliyor bana. Şu aralar bu vesileyle uzun zamandır görmediğim, görüşemediğim arkadaşlarıma kavuştuğum için de çok ama çok mutluyum. Ayşegülle bile aynı şehirlerde yaşamamıza rağmen görüşemiyorduk. Son zamanlarda hep biraraya geliyoruz ve bana inanılmaz iyi geliyor bu buluşmalar.
Şu anda gördüğünüz bu resimler de arkadaşlarımla buluştuğum, bana harika bir gün yaşatan o anları özetleyen resimler. Allah herkese böyle güzel arkadaşlıklar nasip etsin..

<img style=”float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://1.bp.blogspot.com/_Jf6tDFs2qj0/SPuzNCLfgjI/AAAAAAAACZo/cGG3vsp9MYg/s400/1.jpg” border=”0″ alt=”"id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5258994026389930546″ /
Kategori gozdeayse.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
21 Ekim 2008 Salı admin
Dün güzel havayı fırsat bilip babamın anlata anlata bitiremediği küçük kızı
Lucy’i (!);
yeni ektiği ıspanakları görmeye gittik. Doğayla içiçe güzel
bir gün geçirdik.
Bu kareleri
bir arada görmek
bile bana enerji veriyor. Umarım
siz de aynı şeyi hissedersiniz.Sevgilerle.

Kategori kimseokumazsabenokurum.blogspot.com | Yorum yapılmadı »