moda, kadın ve güzellik hakkında aradığınız bilgiler


Yine CHLOE SEVIGNY huzurunuzda

11 Temmuz 2008 Cuma admin
ları tek kelimeyle harika. Böyle abartısız yapılan topuzlara bayılıyorum..Pat, bayıldım..
….!&=?^%&/()=?

Ayıldığıma göre, kıyafetlerine de geçebilirim. Yine ve bir kombinasyon :)) Başkasında sakil duracak bu CHLOE SEVIGNY’ye “cuk” oturmuş. cepte verilen pozda herşeyi özetliyor.

Patlayan Yıldız Supernova

10 Temmuz 2008 Perşembe admin

Geçen hafta Nokia’nın kullanıcılara daha çok hitap edeceği düşünülen Supernova serisini inceleme fırsatım oldu. Seri, bilimkurgu filmlerinde geleceği tasvir ederken kullanılan alet edevat görüntüsüne bürünmüş şimdiki oyuncaklarından farklı olarak oldukça . Hatta çıkış noktası, renkleriyle kılıklara sağlayabilmesi. Değiştirilebilen kapaklar mevcut, ancak kapaklara farklı dokular verilmiş.

Supernova serisinde 4 telefon var. Hepsini en yakından görme imkanım oldu. Kah tuşlarına bastım, kah ağırlını ağırlınca verecekmişim gibi ellerimle tarttım. İnsan o kadar inceledikten sonra ister istemez birini bağrına basıyor. Ben açılan kapaklı olan 7510′la bir bağ kurdum. Sanırım kapaktaki eden kareler beni tavladı. Tasarıısı ise en ">model olan 7210′u evlat edinmek istermiş. Tasarıısı demişken kendisiyle biraz sohbet etme imkanı da buldum.

İşte tasarıı sohbetinden ">Moda Trenden İn!’e kalanlar:
Melis Pekand: Saint Martins mezunu bir tasarıısınız. Daha önce çanta tasarladığınızı biliyorum. Bir çanta tasarlamakla telefon tasarlamak arasında nasıl farklar var?
Grant Silas: Arada çok var. Çanta daha çabuk tüketilen bir ürün. Yılda 3-4 kere yapmanız gerek, halbuki telefonunda 2 yıl gibi bir tedarik süresi var. Kalıcılığı için daha farklı şeyleri ününde bulundurmanız gerek.

mp: Telefon tasarlarken ilham kaynaklarınız nelerdir?
gs: Nokia ında ana ilham kaynağı insandır. Tüketici araştırmaları yapıyoruz. Antropologlarla çalışıyoruz. Dünyanın her yerini gezen ekibimiz var. takibi yapan ekibimiz topulumları inceliyorlar, trendlerine bakıyorlar, ekoloji trendlerini inceliyorlar. Daha stil içeren telefonlar tasarlarken de modaya bakıyorum. Kolay ulaşılabilen ">moda üreticilerini inceliyorum. trendlerinden çokça yararlanıyorum.

mp: Gelecek kurgulanırken, telefonların ">aksesuar gibi taşınacak ">moda ürün olmasından bahsedilirdi. Hatta telefonlar olacaktı. Ancak daha etrafta kullanıldığını göremiyoruz?
gs: Farklı konseptler yaratılmaya başlandı, mesela takı olan telefonlar gibi ilginç şeyler. Ancak şu anda insanlar fiziksel tanımlayabilecekleri cismi nesneler istiyorlar. Gelecekte daha akıllı aletler olacağını düşünüyorum.

mp: Bir telefonun cool görünmesi mi daha önemli yoksa işlevsel olması mı?
gs: Birini diğerinden ayıramıyorum. İkisinin de olması gerek. 7610 ‘e bakarsak mesela 3.2 megapiksel kamerası ve daha bir çok özelliği var. Telefona ne kadar çok unsur eklerseniz yor. Ancak sadece stil için insanlar birinden birini gözden çıkarmak istemiyorlar, ikisini de istiyorlar.

Supernova ı podyumdaki geçişlerini tamamlarken, isimlerini enerjisi biten k yıldızların şiddetle patlaması durumundan aldıklarını söyleyelim. Yıldız patladığında şöleni sunuyormuş.

Lc Waikiki’den genç kızlara özel bir koleksiyon

8 Temmuz 2008 Salı admin

, , genç ve çocuk koleksiyonları ile ulaşılabilir modanın vazgeçilmez adresi olan ’de şimdi tüm ürünler yüzde 50′ye varan indirimlerle.
Genç için , atletler, , kargo cepli ve bermudalar, taytlar, lı t-shirtler, babetler…

JC Report Kapağında Türklerin İşi

6 Temmuz 2008 Pazar admin

JC Report, bloglar yokken dünyadaki ">moda haberlerini almamıza yardıı olan güzide bir süreli yayındı. 15 günde bir posta kutusuna düşen haberlerle şenlenirdik. Bloglar çıkınca ve bu kadar dominant olunca JC Report da değiştirdi. Mini haberlerin artık blog şeklinde okunmasına yer verir oldu. Ancak hala saygınlığını yitirmiş değil. Arkasında sıkı bir ekip olduğu belli.

Bu girizgahın sebebi, geçen haftadan başlayarak 4 hafta sürecek olan kapak çalışmalarında Z.Berhan Yılmaz’ın stilistliğinde Mehmet Erzincan’ın fotoğına yer vereceklerini açıklamaları. Bu ikili hakkında daha önce sizleri bilgilendirmiştim. Şimdi olay katmerlendi. Türk bir stilistin ve çının işlerinin yabancı ve bilinir bir e-">moda dergisinin kapağını süslemesi, bence çok bir haber.

Cover Curation: A Turkish View on

For this four weeks of cover photography on JCR, we’re splashing the site with works by concept designer and editor Z.Berhan Yilmaz and photographer Mehmet Erzincan, two talents from Turkey. Currently, it’s the summery Stars series, which was recently published in Hulya magazine. In the coming weeks, look out for the “Je t’aime,” “Butterflies” and “Geometric” series. From the looks of these fierce images, Turkey’s scene is a promising one.

O’Neill erkek şort modelleri

1 Temmuz 2008 Salı admin

Surf dünyasının gerek ">aksesuar gerekse ürünleri ile en bilinen isimlerinden O’Neill’den erkeklere özel şort .
k bir kısmının koyu olduğu şort modellerinde klasikleşen ın dışında sayısı makul oranda tutulmuş. Diz hizasında kesilen şortlar sıcaklarına şort giymekten vazgeçmeyen beylere O’Neill’den…

G-Star bermuda modası

26 Haziran 2008 Perşembe admin

Denim Dünyasının sıradışı markası ’dan Şort ve Koleksiyonu , bu sevenlerine farklı ve materyallerden oluşan çeşitli şort ve sunuyor.
sezonunun öne çıkan tarzları, ve önden cepli şortlar ve de / kalitesinde geliştirilen Flight Elwood Surfer’lardır.
Blake Radar denilen yarım özel sökük ı ile asker ından esinlenilerek üretilmiştir. Raw [...]

G-Star bermuda modası

26 Haziran 2008 Perşembe admin

Denim Dünyasının sıradışı markası ’dan Şort ve Koleksiyonu , bu sevenlerine farklı ve materyallerden oluşan çeşitli şort ve sunuyor.
sezonunun öne çıkan tarzları, ve önden cepli şortlar ve de / kalitesinde geliştirilen Flight Elwood Surfer’lardır.
Blake Radar denilen yarım özel sökük ı ile asker ından esinlenilerek üretilmiştir. Raw [...]

…::yazının tamamı::…

martin beck

24 Haziran 2008 Salı admin
İsveçli polis MARTIN BECK‘i tanıyor musunuz? Maj Sjöwall ve Per Wahlöö‘nün birlikte yazdıkları polisiye dizisinin kahramanı Martin Beck ile bundan 4 yıl önce İNKİLAP kitabevinden çıkan serinin ilk kitabıyla tanışmıştım. Ancak serinin geri kalanını takip edememiştim. Beğenmediğimden değil, tamamen unutkanlık. Geçenlerde sahaflardan birinde elime serinin ikinci kitabı geç martin beck‘i ırladım. Ancak bu sefer serinin tamamını okumaya kararlıyım. Yoksa bu hızla gidersem seriyi herhalde yaşlılık zamanlarımda bitirebileceğim..
Geriye 6 kaldı: Kitaplar kitabı boyutunda oldukları için rahatlıkla çantada taşınabiliyor.
İnkilap Kitabevinin yapmış olduğu indirimden de yararlanın.. Ayrıca Per Wahlöö’nün Kamyonet kitabını da okumanızı öneririm.
İyi Okumalar…

G-Star Raw 3301 Program: Otantik 5 Cepli Denimler

22 Mayıs 2008 Perşembe admin

Denim dünyasýnýn sýra dýþý ismi , bu otantik stiline artan ilginin yansýmasýyla oluþan bir programý tanýtýyor:…

Antalya the Marmara

5 Mayıs 2008 Pazartesi admin

Balayında kalacağımız oteli seçerken önce yeri seçtik, yani Antalya. ırlayanlarınız vardır, Kıbrıs ve Antalya arasında kalmıştım. Antalya’da da mevsim itibariyle denize girme ihtimalimizin düşük olduğunu bildiğimiz için hem merkeze yakın olan, hem de “herşey dahil” gibi bir sistemle bizi sınırlamayacak bir yer olsun istedik. Sonuçta eleye eleye Lara’ da bulunan The Marmara’ya karar verdik. Tabi bu kararda, Berk’ in otellere bilgisayar programı satışı işinde çalışan abisinin bizim için çok k bir (3te biri kadar) yaptırması da etkili oldu :))

Mimar olmamdan dolayı otelle ilgili biraz bilgiye sahiptim. Bu otelin özelliği ana binada konumlanmış 208 odasından başka ayrı bir binadaki 24 odanın dönmesi. (Fotoğrafta öndeki küçük blok, dönen kütle; arkadaki ana kütle) Bizim kaldığımız sürede bina kendi etrafında dönüşünü 7 saatte tamamlıyordu. Dönen odalardayken binanın döndüğünü hissetmiyorsunuz çünkü kütle dönme hızına oranla çok küçük, çok yavaş dönüyor. Yalnız tabi şu ilginç: bir sabah ana binaya bakarak uyanırken ertesi sabah manzarasıyla uyanıyorsunuz. Dönen oda tasarlamak tabi mimarı oda manzarası kaygısından da kurtarmış oluyor. Çünkü bütün odalar aynı saatte olmasa bile illa ki günün bir saatinde denize bakıyor.

Otelde genel olarak cephe mimarisinden çok iç mimariye ve detaylara ö verilmiş. ın içinde , değişik aydınlatma teknikleri, akla gelmeyecek malzemelerden süslemeler… Özellikle odada küvetin duvarında kullanılan üç çalı süpürgesi oldukça eğlenceli bir hava katmıştı. Bir de benim en çok dikkatimi çeken otelin kendine has bir damgasının olması ve bu damganın havlulara olarak, lavanta kesesinin üzerine, tuvalet kağıdına ve odadaki peçetelere damga olarak, restaurantında peçetelerde yaldız baskı olarak kullanılmasıydı. Kısacası günlük ın tasarlanan mimariyle içinde işlemesini başarmışlar. Bu genelde zor birşeydir: mimar tasarlar, hatta en ayrıntıları imalat sırasında başında durur, yaptırır. Ama faaliyete geç tasarlanandan tamamen farklı yönde bir işleyiş olur çoğu . Ama dediğim gibi burada sanki herşey aşamasında planlanan şekilde işliyordu.

Neyse çok dağıttım konuyu :)) işte dönen oda ve balayı çiftine yapılan ikram. (bu arada şarabı içemedik; küçücük bir tirbüşon getirmişler mantarı sıtı, çıkartamadık.)

Bunlar da odadan bir manzara ve falezlerden .

(Bu arada yalnızca bir gün kenarına indik. Diğer günler hava o kadar değildi. Ben denize girmeye yeltendim ama çok soğuktu, sadece lenmekle yetindim. Berk daha cengaver çıktı, o girdi.)

Ve otelin restaurantı, lobisi, toplanma mekanı, adı da : Tuti. Lobide de en dikkat çeken şey ortada bulunan her kolonun farklı bir şey için kullanılıyor olmasıydı. Şöyle ki: en soldakine tırmanma duvarı yapmışlar, tırmanma antrenmanı için kullanılıyordu. Yanındakine bir sürü çerçevede asmışlardı. Onun yanındakini tavana kadar kitaplık yapmışlardı. Ortadaki iki tanenin ortasına iki tane salıncak asmışlardı. Onun yanındakini beyaza boyayıp bırakmışlar, her gelen oraya ı yazmış, ı duvarı olmuştu. (biz yazmayı unuttuk) Onun yanındaki kolonu Türk köy evi gibi yapıp her tarafından kuru bakliyatlar sarkıtmışlardı. En sağdaki kolonu ise tavana kadar yer yer ahşap raflarla donatıp raflara kavanozlar koymuşlardı.