31 Ekim 2008 Cuma admin

Cumhuriyetimizin bu en önemli gününde günlerdir konuÅŸulan beklenen bir film vizyona girdi.Çok önceden bugün için Mustafa’yı izleme planları yapmıştım.Hiçbir izlenim edinmeden hatta fragmanını bile izlemeden salona girdim.4 mevsim tablosunun canlanmasıyla birlikte zaten her daim aÄŸlamaya hazır bünyem kendini bırakıverdi.Filmin sonuna kadar da toparlanamadı.Ben ki arada bir Atatürk’ü hatırlayıp hazinlenen bir insanım,iki saatlik bu kalp aÄŸrısı bana hem hüzün hem de gurur yaÅŸattı.Atamın azmi,kararlılığı vatan sevgisi,insan sevgisi,gücü,masumluÄŸu,öngörüsü,yaÅŸama baÄŸlılığı beni bir kez daha büyüledi.YaÅŸamını ideallerine adamış bir insan öyküsüydü izlediÄŸim.Daima onu örnek alıp onun izinden yürümek onun yaptıklarının yanında benim onun emanetini korumak adına yapabileceÄŸim nacizane bir ÅŸeydir.Adına ne destanlar,kitaplar,ÅŸiirler yazılsa ne filmler yapılsa azdır.Ellerine saÄŸlık Can Dündar.İki sıafatla açıklayacak olursam dramatik ve gerçekçi bir filmdi.GerçeÄŸi son derece objektif anlatabilmenin yanı sıra vatan sevgisinin Atamızda beliren aksi son derece duygusal bir hava vermiÅŸ hatta bazı yerlerde Can Dündar’ın sanki sesi titremiÅŸti.BaÅŸarıyı hakediyor.Devamını bekliyorum.
Atam iyi ki bu millete lider olmuÅŸ,iyi ki yaÅŸamış.Selanik’li Mustafa iyi ki Atatürk olmuÅŸ…

Kategori gozdeayse.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
24 Ekim 2008 Cuma admin
Herkese günaydın!!! İş sebebiyle bu hafta gene uzaklardayım, o yüzden fazla verimli bir hafta olmayacağı konusunda sizi uyarmam gerekir. Bir süredir yapamadığım açık hava çekimlerine bir geri dönüş yapıyorum ve sizi yeni çantamla tanıştırıyorum:
Marc Jacobs demişken geçenlerde okuduğum komik bir hiyayeyi de aktarmadan gecemeyeceğim. Paris Moda Haftası sırasında “Style Clicker” adlı sitenin fotoğrafçısı Paris sokaklarında dolaşırken eteği , kocaman Birkin çantası ve Doc Marten leriyle bir adam görür ve ilginç ve hoş olduğuna karar verip fotografını çeker. Daha sonra kendisine, moda endüstrisinde çalışıp çalışmadığı sorar, adamın cevabı “sayılır” olur. Adamın acelesi olmasına rağmen, fotografçı, fotografını çektiği kişilere doldurttuğu formu verir, geri aldığında isim satırının karşısında gördüğü isim “Marc Jacobs” tır. Fotografçı Paris Moda haftasına böyle bir başlangıç yaptığı için çok sevinir ancak beni bu hikayenin güldüren kısmı Marc Jacobs’ın muhtemelen biraz alaycı bir tavırla sayılır demesi ve fotografcının bu işlerle ilgili olan birinin sokakta etekle dolaşan ve sıradan bir insanın bile suratına bakarak tanıyabileceği Marc Jacobs’ı nasıl tanıyamadan bu işi yaptığıdır, ben olayı çok alaycı ve komik buldum, ayrıca ben bu adama eteği yakıştırıyorum, İskoçların modern versiyonu gibi. Ya siz?
p.s.: Illustrasyon için D.’yi, fotoğraflar için B.’yi çok öpüyorum ha bir de G.’yi şimdi kıskanır
xoxox
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
17 Ekim 2008 Cuma admin






Akaretler bugünlerde
pek bir hareketli. Sebebi ise 15-19 Ekim günleri arasında gerçeklesmekte olan Galatamoda Akaretler Alışveriş Festivali.
Daha once,
Galata,
Meydan ve Alaçatı
gibi farklı yerlerde gerçekleşen festivalin Akaretler ayağı yağmurla
merhaba derken, 2 gündür güzel giden
hava sayesinde
daha çok ziyaretçi ağırlamaya devam ediyor.
Kaldırımlara kurulan standlarda bulabileceğiniz tasarımcılar arasında Arzu Kaprol ( Tümü beyaz olan diğer markaların tersine siyah çehresiyle farkını ortaya koyuyor),
Hatice Gökçe, İdil
Tarzi, Ümit Ünal,
Ezra-Tuğba Çetin (Etcetura), Mehtap Elaidi..
gibi moda sektörünün bildiğimiz isimlerinin yanısıra Gamze Saraçoğlu, Simay Bülbül, Elif Cılızoğlu, Aslı Güler
gibi isimlere de rastlamak mümkün. Aksesuar olarak
benim de tasarımlarını beğendiğim Cem Lokmanhekim ve
Aida Pekin dışında,
Deniz Yegin ve fetiş tipi ayakkabılarını çok beğendiğim Sertaç Delibaş’ı bulabilirsiniz. Diğerler ayaklarda
benim hatırlamadığım,
Bobbi Brown ve Darphin
kozmetik alanında festivale
destek verenlerden. Yine
daha oncekilerle karşılaştırıldığında fiyat bakımından
daha yüksek kategoride markaların bulunduğu etkinlik iki
nokta iyileştirilse
daha verimli olabilirdi diye dusunuyorum Bunlardan biri, standlar ve dukkanların arasının sıkısık olup,
rahat gezme ve alışveriş yapma imkanını kısıtlaması, diğeri ise
meydan dışında bulunan markaların olayın enerji ve hoşluğundan biraz dışarı itilmiş olmaları. Ayrıca, imkan olup trafiğe kapalı alanda olabilseydi,
daha bir festival havasında olabilirdi. Giyim tarzı olarak güzel örneklere sahip insanlar da görmeme rağmen, durdurup fotograf çekmediğim için sadece gördüğümle kaldım diyebilirim.
Lounge 102 müziğinin ortamı
daha hoş hale getirdiği festival,
haftasonu yapacak
bir şeyler arayanlar, güzel havanın tadını çıkarmak isteyenler, farklı tasarımlara ulaşmak isteyenler , sergilenen markaların yanısıra
Marc Jacobs, Marni, Chloé.. butiklerini de gezip tam
bir alışveriş çılgınlığı veya güzel
bir windowsshopping deneyimi yasamak isteyenler için, Nero’da
bir kahve içip, çevredeki diğer restoranlarda
bir şeyler atıştırarak alternatif
bir haftasonu aktivitesi olabilir.
Semte yakın olmanın veya oralardan geçmenin avantaj olduğu ancak uzaktan gelecek olanlar için umduğunu bulamama durumunun olabileceğine karsı, sizi şimdiden uyarmam yerinde olur sanırım.
Moda nerde cadınız orda, şimdilik kalın sağlıcakla :))
Okuyucuya not: Peki sen ne aldın diyenleri duyar gibiyim, ben bütçe ve ruh hali olarak alışveriş modunda değildim.
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
3 Ekim 2008 Cuma admin
Tatil ve güneşli
hava bir araya gelirse nolur? Evde oturulmaz, ee biz de evde oturamadık, Bebek’te kahvaltı edip, parkta denizi seyrettik, kışa D vitamini stoğu yaptık :
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
24 Eylül 2008 Çarşamba admin


İş -güç, tatil ,zamansızlık derken ne zamandır bir araya gelemediğim arkadaşlarımla yemeğe çıktık. Ben yine uzun bir süredir dolabımda duran çadır misali, aynı kumaştan 2 elbise daha çıkartabilecek kapasite de bej renkli elbisemi giydim. Ceketi serin olma ihtimaline karşı almıştım ama hava hala yaz kadar sıcak:
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »