Şirin
2 Kasım 2008 Pazar adminŞu güzelliğe bakar mısınız? Jennifer Garner ve minik kızı Violet harika görünüyorlar. Tek kelimeyle bayıldım, Çok eğlenceli..
Kaynak: Just Jared
Şu güzelliğe bakar mısınız? Jennifer Garner ve minik kızı Violet harika görünüyorlar. Tek kelimeyle bayıldım, Çok eğlenceli..
Kaynak: Just Jared
Puppet Workshop’un kız çocuk kostümlerinden sonra erkek çocukları için ürettiği kostümlerde birbirinden fantastik ve birbirinden eğlenceli.
Erkek çocuklarının hayal dünyasından ve fantastik masallardan çıkıp gelen Kaptan Jack, Kral Cape, Zorro ve Küçük Askerler kostümleri ile küçük beyler minik tiyatroların ve piyeslerin sevimli karakterleri oluyorlar.
Geçen hafta Nokia’nın kadın kullanıcılara daha çok hitap edeceği düşünülen Supernova serisini inceleme fırsatım oldu. Seri, bilimkurgu filmlerinde geleceği tasvir ederken kullanılan alet edevat görüntüsüne bürünmüş şimdiki zaman oyuncaklarından farklı olarak oldukça renkli. Hatta çıkış noktası, renkleriyle kılıklara uyum sağlayabilmesi. Değiştirilebilen kapaklar mevcut, ancak kapaklara farklı dokular verilmiş.
mp: Telefon tasarlarken ilham kaynaklarınız nelerdir?
gs: Nokia tasarımında ana ilham kaynağı insandır. Tüketici araştırmaları yapıyoruz. Antropologlarla çalışıyoruz. Dünyanın her yerini gezen ekibimiz var. Trend takibi yapan ekibimiz topulumları inceliyorlar, tasarım trendlerine bakıyorlar, ekoloji trendlerini inceliyorlar. Daha stil içeren telefonlar tasarlarken de modaya bakıyorum. Kolay ulaşılabilen moda">moda üreticilerini inceliyorum. Renk trendlerinden çokça yararlanıyorum.
mp: Gelecek kurgulanırken, telefonların aksesuar">aksesuar gibi taşınacak moda">moda ürün olmasından bahsedilirdi. Hatta saat telefonlar olacaktı. Ancak daha etrafta kullanıldığını göremiyoruz?
gs: Farklı konseptler yaratılmaya başlandı, mesela takı olan telefonlar gibi ilginç şeyler. Ancak şu anda insanlar fiziksel tanımlayabilecekleri cismi nesneler istiyorlar. Gelecekte daha akıllı aletler olacağını düşünüyorum.
mp: Bir telefonun cool görünmesi mi daha önemli yoksa işlevsel olması mı?
gs: Birini diğerinden ayıramıyorum. İkisinin de olması gerek. 7610 ‘e bakarsak mesela 3.2 megapiksel kamerası ve daha bir çok özelliği var. Telefona ne kadar çok unsur eklerseniz büyüyor. Ancak sadece stil için insanlar birinden birini gözden çıkarmak istemiyorlar, ikisini de istiyorlar.
Supernova kızları podyumdaki geçişlerini tamamlarken, isimlerini enerjisi biten büyük yıldızların şiddetle patlaması durumundan aldıklarını söyleyelim. Yıldız patladığında renk şöleni sunuyormuş.
Forever 21 malzemelerimi severek kullanıyorum. Çoğu zaman günü kurtarmışlıkları bile olmuştur. Ancak son numaraları beni bu konsept hakkında çirkinleşmeye götürdü.
Chloe’nin bu yaz için yapmış olduğu bu belirgin modelin aynısını alıp giymek, bu işi başka yerlere taşıyor. Forever 21, burada Mahmutpaşa’daki taklitçi ayakkabıcılar gibi. Dergiden kestikleri resimlerle kadınlar içeri girer. Atelye sahibi ince belli bardakta yanında şekeriyle bir çay ikram eder. Fotoğraftan orası burası değiştirilir ve istenilen renk konusunda mutabakata varıldıktan sonra, sipariş teslim günü gidip ayakkabı alınır. İşte Forever 21 artık “o” ayakkabıcıdır.
Buna göre şu hikayede kendimi rahat hissetmiyorum: $27 kadar komik bir paraya tasarım olduğunu bilmesem bile, ki -biliyorum o yüzden ısmarlıyorum-, getirttim ayakkabıyı. Sonra bunu giydim şık bir yerde. (Tasarım olduğu için şık bir yeri de kaldırma ihtimali var) Sonra döndü arkadaşım sordu “A Chloe mi bunlar? Bayıldım ben bu sezon bunlara”. Ben de döndüm “Yok Forever 21. Bu ay bir evimi satamadığım için bununla idare ettim” dedim. Ama illaki sahip olmalıydım, çünkü çağ bunu gerektiriyor. Chloe ayakkabı yapmışsa alacağım, Gucci’nin bilmemne modeli çantası çıkmışsa takacağım…
İşte bundan sonra da olay kopar… Meğersem çantam da sahte Louis Vuitton’muş. Gözlüklerim işporta Tom Ford. En pırlanta gözüken yüzük ve küpe setimi, sahteliğini çaktırmayacak şekilde almışım. Kullandığım Ipod Çin’den getirtme. Okuduğum kitap korsan. Burnum yapılma, saçım ek. Ben aslında ben değilim, kim olduklarını tam bilemediğim bir sürü insanı sadece bir bedene sığdırmaya çalışıyorum.
“Taklit maklit sar bana iki çift ordan gözüm” dediğinizi duydum. Çünkü gerçekten çok komik bir para bir ürün için. Minik ve beyaz taklitler kimseyi öldürmez diyorsanız, burun bile kanatmaz bu.
Balayında kalacağımız oteli seçerken önce yeri seçtik, yani Antalya. Hatırlayanlarınız vardır, Kıbrıs ve Antalya arasında kalmıştım. Antalya’da da mevsim itibariyle denize girme ihtimalimizin düşük olduğunu bildiğimiz için hem merkeze yakın olan, hem de “herşey dahil” gibi bir sistemle bizi sınırlamayacak bir yer olsun istedik. Sonuçta eleye eleye Lara’ da bulunan The Marmara’ya karar verdik. Tabi bu kararda, Berk’ in otellere bilgisayar programı satışı işinde çalışan abisinin bizim için çok büyük bir indirim (3te biri kadar) yaptırması da etkili oldu :))
Mimar olmamdan dolayı otelle ilgili biraz bilgiye sahiptim. Bu otelin özelliği ana binada konumlanmış 208 odasından başka ayrı bir binadaki 24 odanın dönmesi. (Fotoğrafta öndeki küçük blok, dönen kütle; arkadaki ana kütle) Bizim kaldığımız sürede bina kendi etrafında dönüşünü 7 saatte tamamlıyordu. Dönen odalardayken binanın döndüğünü hissetmiyorsunuz çünkü kütle dönme hızına oranla çok küçük, çok yavaş dönüyor. Yalnız tabi şu ilginç: bir sabah ana binaya bakarak uyanırken ertesi sabah deniz manzarasıyla uyanıyorsunuz. Dönen oda tasarlamak tabi mimarı oda manzarası kaygısından da kurtarmış oluyor. Çünkü bütün odalar aynı saatte olmasa bile illa ki günün bir saatinde denize bakıyor.
Otelde genel olarak cephe mimarisinden çok iç mimariye ve detaylara önem verilmiş. Beyazın içinde canlı renkler, değişik aydınlatma teknikleri, akla gelmeyecek malzemelerden dekoratif süslemeler… Özellikle odada küvetin duvarında kullanılan üç çalı süpürgesi oldukça eğlenceli bir hava katmıştı. Bir de benim en çok dikkatimi çeken otelin kendine has bir damgasının olması ve bu damganın havlulara desen olarak, lavanta kesesinin üzerine, tuvalet kağıdına ve odadaki peçetelere damga olarak, restaurantında peçetelerde yaldız baskı olarak kullanılmasıydı. Kısacası günlük detayların tasarlanan mimariyle uyum içinde işlemesini başarmışlar. Bu genelde zor birşeydir: mimar tasarlar, hatta en ince ayrıntıları imalat sırasında başında durur, yaptırır. Ama faaliyete geçince tasarlanandan tamamen farklı yönde bir işleyiş olur çoğu zaman. Ama dediğim gibi burada sanki herşey proje aşamasında planlanan şekilde işliyordu.
Neyse çok dağıttım konuyu :)) işte dönen oda ve balayı çiftine yapılan ikram. (bu arada şarabı içemedik; küçücük bir tirbüşon getirmişler mantarı sıkıştı, çıkartamadık.)
Bunlar da odadan bir manzara ve falezlerden deniz.
(Bu arada yalnızca bir gün deniz kenarına indik. Diğer günler hava o kadar sıcak değildi. Ben denize girmeye yeltendim ama çok soğuktu, sadece güneşlenmekle yetindim. Berk daha cengaver çıktı, o girdi.)
Ve otelin restaurantı, lobisi, toplanma mekanı, adı da : Tuti. Lobide de en dikkat çeken şey ortada bulunan her kolonun farklı bir şey için kullanılıyor olmasıydı. Şöyle ki: en soldakine tırmanma duvarı yapmışlar, tırmanma antrenmanı için kullanılıyordu. Yanındakine bir sürü çerçevede fotoğraf asmışlardı. Onun yanındakini tavana kadar kitaplık yapmışlardı. Ortadaki iki tanenin ortasına iki tane salıncak asmışlardı. Onun yanındakini beyaza boyayıp bırakmışlar, her gelen oraya yazı yazmış, yazı duvarı olmuştu. (biz yazmayı unuttuk) Onun yanındaki kolonu Türk köy evi gibi yapıp her tarafından kuru bakliyatlar sarkıtmışlardı. En sağdaki kolonu ise tavana kadar yer yer minik ahşap raflarla donatıp raflara kavanozlar koymuşlardı.

Yıl 1995.
Marc Jacobs gençmiş. Sorulara cevap vermemek için sunucuya Linda Evangelista’yı gösterip kurtarıyor kendini.
John Galliano, saçları minik örgülü bir taze.
Linda Evangelista, gerçekten çok güzelmiş.
John Galliano şımarıklıktan azınca Linda’dan azarı yiyor.
Bunlar 95 yılında “7th on sale” gala yemeğinde karşımıza çıkan ünlüler. Sonra öyle bir masada görüntüleniyorlar ki, kimler kimler… D&G güzelleri, John Galliano, fotoğrafçı Steven Meisel, fotoğrafçı Peter Lindbergh, Harpers Bazaar A.B.D. moda">moda direktörü Paul Cavoco, Vogue A.B.D. moda">moda direktörü Grace Coddington, moda">moda editörü Joe McKenna ve fotoğrafçı Bruce Weber.
moda">Moda sektörünün en önemli isimleri hep beraber takılırken…
Beslenme alışkanlıkları güzelliği doğrudan etkiliyor. Hangi besinler ne içerir, neye yarar? İşte size minik ipuçları…
Minik bayanlar pullu, işlemeli ve tüylü rengarenk ürünler ile bu sezon melekler gibi olacak.
Angel Koleksiyonu ile onlara birbirinden renkli ve eğlenceli ürünler sunuyor. Minik bayanlar pullu, işlemeli ve tüylü rengarenk ürünler ile bu sezon melekler gibi olacak. Pembe, mavi gibi pastel renklerin yanı sıra canlı renklerinde yer aldığı koleksiyonda çantadan şapkaya, kolyeden babete, cüzdandan tokaya [...]
Dünyaca ünlü People dergisi Jennifer Lopez’in ikizleri Max ve Emme’nin fotoğraflarını yayınladı. Lopez’in ikizlerinin ilk fotoğraflarını yayınlaması için dergiyle 3 milyon sterline (yaklaşık 7,5 milyon YTL) anlaştığı iddia ediliyor.
Tüm dünyanın merakla beklediği ikizler ilk kez kamuoyunun önüne çıkmış oldu.
People dergisi, Lopez ve eşi Marc Anthony ile yaptığı özel çekim ve röportaj ile minik Max ve [...]
Son derece gereksiz bir ürün Nails inc. tarafından icat edildi. Bildiğiniz tırnak törpüsü, içine 20 minik pırlanta konularak şenlendirilmiş vaziyette, üstelik alıcının kişiye özel tasarımını bekliyor. Bu arada “kişiye özel” en sevdiğim tanım, diğeri anahtar çözüm. Bu törpünün anahtar çözümü ise camdan olması suya yatırınca tüm tırnak yongalarından arınabilmesi. Fiyatı pırlantalarında gizli, o yüzden $2000.