moda, kadın ve güzellik hakkında aradığınız bilgiler


Instyle yazarları da cadıyı okuyor

20 Kasım 2008 Perşembe admin

dergisini her ay başı alır, okunması kolay ve eÄŸlenceli bir dergi olduÄŸu için genelde kısa sürede bitiririm. ayda rutin olarak aldığımda “The Look” sayfasının konuÄŸunun olduÄŸunu görüp sevinerek okumaya baÅŸladım. Satırlar ilerledikçe yazı bana bir tanıdık gelmeye baÅŸladı, dikkatle baktığımda 13 Eylül’deki aynı konudaki yazımla benzerlikler olduÄŸunu gördüm. Yazının başı ve sonu yazımın neredeyse aynısı idi, kadar benzerlik tesadüf olamazdı. Haklarını yemeyeyim bazı farklarda vardı , ’nin ’e geliÅŸ oykusu araya sıkıştırılmış, yazarımız dikkatli davranıp kahve ve toprak tonları diye dalgaya düşüp yaptığım yanlışı, haklı olarak kahve kelimesini çıkartarak doÄŸru olarak yazmıştı.. gibi.

Kendi haline bir insan olarak yaklaşım beni hayrete düsürüp, dergisi yazarları ile ilgili kafamda soru isaretleri yarattı, bir moda blogu sahibi olarak normalinin tersi olması gerekmez miydi diye düşündüm. konusunda ben mi fazla evhamlıyım yoksa iki yazı arasındaki benzerliği siz de görüyor musunuz?

Blogum Digitürk’ün Aldırdığı Mahkeme Kararı Yüzünden Kapalı

31 Ekim 2008 Cuma admin

24 saat 19:00.
geldim. İnterneti açtım. Maillara bakarken elim site istatistiklerine gitti. İstatistikleri olması gerekenin yarısında görünce, gidip diğer istatistik sitesine baktım. Orada da öyleydi. “Bir var” dedim içimden. Moda Trenden İn ve Güzelsen Trenden İn’i yokladım. Özensiz, içeriksiz, sebepsiz o kırmızı yazıyı görünce beynimden vurulmuşa döndüm. “İçimden moda yazısı yazarak ne yapmış olabilirim” dedim. Sonra sırayla aklıma gelen blogları yokladım. Hepsi yasaklanmıştı. Ardından eksisözlük vs gibi sitelerden ı takip etmeye başladım.
Üç gündür de olayla yatıp kalkıyorum. Başlarda yasakçı zihniyetin 8 kusurlu hareketten birini işlemiş olan bloglara verdiği cezadan nasibini almış milyonlara yaklaşan kullanıcıların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması olarak alındı.
Ancak dün akşamüstü itibarıyla bulutlar dağıldı. Gerçek ortaya çıktı.
Teknoloji şirketi Digitürk, LİG TV’den maçlarını internetten kaçak izlemeyi kolaylaştıran formül sağlayan “bazı” blogları susturmak istemişti.
Ancak gelinen noktada sayısı yüzbinlerle ifade edilen bloglar kapatıldı. Site sahibi yüzbinler ve milyonlarca okuyucu 4. günün sonunda mağdur.

Öyleyse şimdi soruların bulması gerekiyor:
1- İstanbul’da kurulmuş ve merkezi olan Teknoloji şirketi Digitürk, niçin kalkıp Diyarbakır’da bir mahkemeye dava açıyor?
2- Teknoloji şirketi Digitürk, bugün NTV’de avukatları tarafından yaptığı açıklamada “bloggerların hepsini kapatmak gibi bir niyetimiz ” diyerek ne demek istiyor? Lakin her teknoloji şirketi hatta ortalama internet gezgini kapatmanın adres bazında yapılabileceğini bilir. Niçin o adresler Dijitürk şirket bünyesinde kurulmuş olduğu söylenen “” departmanınca tespit edilebilirken, sadece onların kapanması yönünde mahkemeye başvurulmuyor?
3- “Biz Google’a sitelerde şifre veriliyor birşeyler yapın diye ilettik ancak alamadık” diyen teknoloji üretebilen Digitürk, adwords, adsense’den büyük gelir eden Google’a “tüm bloggerları Diyarbakır mahmekesinde kapatayım da sen mağduriyet neymiş gör” diyerek kafa mı tutuyor?
4- “Bloggerları kapatma niyetimiz ” ne demek? hareketle kapandığının farkında değil misiniz?
5- Lig Tv şifresini bloglar sayesinde kırabilenler, sadece bir linkten girerek haftasonu tekrar şifre kırma işlemini yaparak FB, GS, BJK, TS ve diğerlerinin maçlarını acaba bloglarda öğrendikleri yöntemlerle izlemediler mi?

6- Kendi hakkını savunurken başkalarının haklarına tecavüz etmek suç sayılmayacak mı?
7- Digitürk sansür mekanizmasına ön ayak olduğunun ülkemizi utanç verici duruma düşürdüğünün farkında mı?

Bigumigu‘ya bırakılan bazı görüşler:
MioCaro (26/10/2008 4:50:29 PM)
Digitürk kendi ticari kazançlarını korumayı düşünürken bütün ülkenin, blog yazarlarının, okuyucularının ve kendi müşterilerinin şisel hak ve özgürlüklerini hiçe sayıyor. Davanın neden Diyarbakırda açıldığı ayrı merak konusu. Arayıp kayıt sistemi dahilinde DT aboneliğimi iptal ettirdim. Gerekçesini detaylarıyla anlatarak. Buyrun detaylar

büyük hatanın telafisini avukatları, hukuk danışmanlarıyla Digitürk’ün yapması gerekiyor. Ve bunun da diğerlerine, hepimize emsal teşkil etmesi gerekiyor. Haklarımızı ararken diğerlerinin özgürlüklerini tehdit etmeyelim.

firat® (26/10/2008 8:08:58 PM)
Blogger’daki herhangi bir blogu kapatabilirsiniz. Daha önce örneklerini gördüm. Digiturk gibi iletişim ve teknoji servisi sunan bir platform iyice araştırıp, gerekli mercilere başvurup, akabinde o siteli kapattırma yoluna gitmek yerine, daha ve işlerine gelir bir yol tercih edip, tüm Blogger servisini kapatma yoluna gittiler. Buradaki telif yasası dahilinde kapatmak zorunda bırakılan bloglar değil, hiçbir suçu olmayan, tamamen bilgi, şisel deneyim, ilgi alanları vs. gibi herkesin kendince bir tat bulduğu yüzbinlerce blogun kapatılmasıdır. Blogger’in herhangi bir suçu . o sadece bir servis sağlayıcı. Gidersin, görüşürsün yetkililerle ve üç beş şunu kurtarırsın. Böyle bir açgözlülükle sansürün dibine vurmanın bir anlamı .

tropical (26/10/2008 11:58:09 PM)
digiturk’un suclulugu, kolay yola kacmasi vs. tartisilabilir konulardir turkiye’de kapali tek site blogger degildir, son da olmayacaktir boyle giderse. da blogger’in kapatilmasi olayinda sucu olsa buyuk resimde olayin digiturkle alakali olmadigini, cok daha bir sansurle karsi karsiya oldugumuzu bize maalesef bir kez daha gosteren bir durumdur.

youtube’un kapali olmasina bugune kadar hicbir tepki gosterilemedi (diger siteler icin de gosterilmedi youtube sembol oldugu icin soyluyorum)
olayda su kurumu, diger kapatmada baska bir kisiyi, berikinde bambaska birini suclayabiliriz, bunun bir SANSUR oldugunu ve sevdigimiz sevmedigimiz, bizi ilgilendiren ilgilendirmeyen her site icin, internet icin, ozgurluk icin tepki gostermemiz gerektigini kabul edip sesimizi duyurmazsak, o kapanir, kapanir ve boyle devam eder.

Krizdeyim

18 Ekim 2008 Cumartesi admin

Van Gölü canavarı, canavarı ve trafik canavarından sonra şimdi de canavarı var. Hülya Avşar krize karşı şimdiden “3″ cipini sattı haberleri yankılanıyor. Bugün Hürriyet’te de sosyetenin krize karşı aldığı önlemler vardı. Moda ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan tanıdığınız alışveriş canavarları şu tip önemler almış:
- Mağazaya gidildiğinde 2 yerine 1 adet alınacakmış.
- İhtiyaçların dışına çıkılmayacakmış.
- Lüks seyahatler ertelenmiş.
- Alışveriş yerine ortamdan faydalanıp emlak satın alınacakmış.

Sosyetenin faydalı önlemlerinden yararlanmak ya da “ patlasın çal oynasın” yapmak elinizde. Ölümlü dünya. Bir geliyoruz değil mi? Öyleyse nasıl dibine vurup, patlatıp çalıp oynarız?
- Özellikle ve euro kuruyla bir daire kiralanır. İçine de masraf yapılır.
- Euro kadar artmışken para birimi Euro olan Türkiye’den yabancı otomobil alınır. Petrolün yüksekliği ile artık saat ve gün mefhumunu yitirmiş şizofren trafiğe her gün iş olmasa çıkılır. En azından arabayla dolaşılır.
- Fiyat politikasının yurtdışından belirlendiği yabancı menşeili ürünler özellikle ve ’den alınır. Ancak Harvey’de pound üzerinden olacağından, pound krizde meşhur olmadığı için, şan şöhret adına fiyatlı ’den almak daha akıllıca olur.
- üzerinden belirlenen spor salonlarına yıllık olunur ve hiç gidilmez. Önemli olan spor salonuna karşı aylık taksitler halinde dini vecibeyi yerine getirmektir.
- Fersah fersah çıkan ın hızından faydalanmak için özellikle ’ye gidilip alışveriş yapılır. “Bugün 1.47′den almıştım, yarın allahkerim” diyerek, bir oyuna dönüştürülür.
- Özellikle ticaretine atılınır. ’den yapılır. Çok mu ? E ’dan yapılır.
- Yine para birimimiz “” üzerinden fiyatlandırılmış mobilya alınır. Her geçen gün bir öncekini aratacağından adrenalin bağımlısı olunur.

Blair Waldorf musun be cadı?

9 Ekim 2008 Perşembe admin


değilim. yataktan kalkarken tek düşüncem ev yapımı vari kurdeleli iğnemi kullanabilmekti. Nasıl da beğenmiştik SS 08 şovunda kızların saçlarında , yakalarında iğne olarak kullanılan parlak renklerdeki kurdeleleri, ne kadar bulması olan, edemeyince kendimiz yaptık, ne zamandır sırasının gelmesini bekledi ve işte o gun bugun.

Kıyafeti oluştururken kimseyi düşünmemiştim, taki ofistekiler kızları gibi olmuşsun diyene kadar, diziyi ben de seyrediyordum, kıyafete bakınca haksız da sayılmazlardı , e hakkında kadar yaratılan diziden etkilenmemek mümkün değildi kurdeleyi bir seçim taşıyabilirdi:

Kelebekler kadar hafif

13 Ağustos 2008 Çarşamba admin

Bir rahatlık sardı beni, çok iyi kombinlerle çıkamıyorum karşınıza , dürüstüm :) :