Tatilde kilo almamak için !
7 Temmuz 2008 Pazartesi adminYaz tatili geldi çattı.hava sıcak,dondurmalar,şekerli soğuk içecekler,mangallar ızgaralar derken bir süre diyeti unutacaksınız !
Yaz tatili geldi çattı.hava sıcak,dondurmalar,şekerli soğuk içecekler,mangallar ızgaralar derken bir süre diyeti unutacaksınız !
Evde hazırlayabileceğin pratik ve kolay karışımlarla cildini canlandırmaya, kendini şımartmaya ne dersin?
SAÇ
BESLEYİCİ KARIŞIM
Malzemeler
Bir yumurta
Bir çay kaşığı bal
İki çorba kaşığı zeytinyağı
Yapılışı
Yumurtayı bir kaseye kırdıktan sonra, balı içine kat ve elektrikli mikserle 10 saniye kadar karıştır. Zeytinyağını yavaşça ekleyip 20 saniye daha karıştır. Karışımı duşa giderken yanına al. Her zamanki gibi saçını şampuanla yıka, kremle ve durula. Sonra bu besleyici karışımı 5 dakika masaj yaparak uygula (gözlerinden uzak tut). Saçını ılık su ile iyice durula.
CİLT
ELMALI PEELING
Malzemeler
Bir orta boy elma
5 çorba kaşığı bal
Yapılışı
Elmayı soyup iyice rendele. Balı katıp güzelce karıştır. Cildine sür ve 10 dakika beklet. Sonra soğuk su ile yıka. Günde bir elma yemek de cildin için çok yararlı.
EL-AYAK
ELLERİN İÇİN ŞEFTALİ
Malzemeler
Yarım taze şeftali (tazesi yoksa küçük bir avuç dolusu kurutulmuşunu kullanabilirsin)
Yarım fincan şeftalili yoğurt (oda sıcaklığında) Bir çorba kaşığı bal
Yapılışı
< Tüm malzemeyi blender’la karıştır. Eline bolca sür. 10 dakika beklettikten sonra yıka. Daha etkili olması için bekleme sırsında üzerine jelatin ve sıcak havlu sarabilirsin. Böylece ellerin yumuşacık olacak.
Kaynak: heygirl.com.tr
Balayında kalacağımız oteli seçerken önce yeri seçtik, yani Antalya. Hatırlayanlarınız vardır, Kıbrıs ve Antalya arasında kalmıştım. Antalya’da da mevsim itibariyle denize girme ihtimalimizin düşük olduğunu bildiğimiz için hem merkeze yakın olan, hem de “herşey dahil” gibi bir sistemle bizi sınırlamayacak bir yer olsun istedik. Sonuçta eleye eleye Lara’ da bulunan The Marmara’ya karar verdik. Tabi bu kararda, Berk’ in otellere bilgisayar programı satışı işinde çalışan abisinin bizim için çok büyük bir indirim (3te biri kadar) yaptırması da etkili oldu :))
Mimar olmamdan dolayı otelle ilgili biraz bilgiye sahiptim. Bu otelin özelliği ana binada konumlanmış 208 odasından başka ayrı bir binadaki 24 odanın dönmesi. (Fotoğrafta öndeki küçük blok, dönen kütle; arkadaki ana kütle) Bizim kaldığımız sürede bina kendi etrafında dönüşünü 7 saatte tamamlıyordu. Dönen odalardayken binanın döndüğünü hissetmiyorsunuz çünkü kütle dönme hızına oranla çok küçük, çok yavaş dönüyor. Yalnız tabi şu ilginç: bir sabah ana binaya bakarak uyanırken ertesi sabah deniz manzarasıyla uyanıyorsunuz. Dönen oda tasarlamak tabi mimarı oda manzarası kaygısından da kurtarmış oluyor. Çünkü bütün odalar aynı saatte olmasa bile illa ki günün bir saatinde denize bakıyor.
Otelde genel olarak cephe mimarisinden çok iç mimariye ve detaylara önem verilmiş. Beyazın içinde canlı renkler, değişik aydınlatma teknikleri, akla gelmeyecek malzemelerden dekoratif süslemeler… Özellikle odada küvetin duvarında kullanılan üç çalı süpürgesi oldukça eğlenceli bir hava katmıştı. Bir de benim en çok dikkatimi çeken otelin kendine has bir damgasının olması ve bu damganın havlulara desen olarak, lavanta kesesinin üzerine, tuvalet kağıdına ve odadaki peçetelere damga olarak, restaurantında peçetelerde yaldız baskı olarak kullanılmasıydı. Kısacası günlük detayların tasarlanan mimariyle uyum içinde işlemesini başarmışlar. Bu genelde zor birşeydir: mimar tasarlar, hatta en ince ayrıntıları imalat sırasında başında durur, yaptırır. Ama faaliyete geçince tasarlanandan tamamen farklı yönde bir işleyiş olur çoğu zaman. Ama dediğim gibi burada sanki herşey proje aşamasında planlanan şekilde işliyordu.
Neyse çok dağıttım konuyu :)) işte dönen oda ve balayı çiftine yapılan ikram. (bu arada şarabı içemedik; küçücük bir tirbüşon getirmişler mantarı sıkıştı, çıkartamadık.)
Bunlar da odadan bir manzara ve falezlerden deniz.
(Bu arada yalnızca bir gün deniz kenarına indik. Diğer günler hava o kadar sıcak değildi. Ben denize girmeye yeltendim ama çok soğuktu, sadece güneşlenmekle yetindim. Berk daha cengaver çıktı, o girdi.)
Ve otelin restaurantı, lobisi, toplanma mekanı, adı da : Tuti. Lobide de en dikkat çeken şey ortada bulunan her kolonun farklı bir şey için kullanılıyor olmasıydı. Şöyle ki: en soldakine tırmanma duvarı yapmışlar, tırmanma antrenmanı için kullanılıyordu. Yanındakine bir sürü çerçevede fotoğraf asmışlardı. Onun yanındakini tavana kadar kitaplık yapmışlardı. Ortadaki iki tanenin ortasına iki tane salıncak asmışlardı. Onun yanındakini beyaza boyayıp bırakmışlar, her gelen oraya yazı yazmış, yazı duvarı olmuştu. (biz yazmayı unuttuk) Onun yanındaki kolonu Türk köy evi gibi yapıp her tarafından kuru bakliyatlar sarkıtmışlardı. En sağdaki kolonu ise tavana kadar yer yer minik ahşap raflarla donatıp raflara kavanozlar koymuşlardı.

Yaz yaklaşıyor. Kader zannettiğiniz portakal görünümündeki selülitlerden kurtulmak için…
Bahar aylarının gelişiyle etkisini iyiden iyiye hafifleten soğuk havalar, nadiren de olsa etkisini gösteriyor. Serin hava esintisinin sıklıkla yaşandığı şu günlerde bir eşarp ile hem şıklığınızı tamamlamak hemde kendinizi serin havadan korumak istiyorsanız Pierre Cardin eşarpları tam size göre.
Yumuşacık dokusu, çiçekli motifleri ve pastel renkler ile aradığınız şıklıktaki eşarp modelleri Pierre Cardin markasında.
Bahar aylarının yaklaşmasıyla doğadaki tüm renkler yavaş yavaş canlanmaya başlıyor. Bu canlılığa en hızlı ayak uyduran ise her zamanki gibi sezonun trendlerini takip eden saçlarımız…
Soğuk havalarda bere ve şapkalara gizlediğimiz saçlarımız, güneşin yüzünü göstermesiyle altın gibi parıldayan sarı gölgelere ve ışıltılara bürünüyor.
Ancak dikkat çekiciliği tartışılmaz olan ve ışığı bu kadar hızlı ve etkili yansıtan sarı [...]
Bugün İzmir’de hava kapalı ve nispeten soğuk.Haftasonumuz yağışlı geçecek galiba.Sınavlar öncesi bu sıkıntı tuz biber oldu.Ne yapalım güneşli günler de göreceğiz elbet.Girne’nin sıcak havasından bir Bellapais manzarası…Lokmacı kapısının açıldığı bu anlamlı(!!!!!)güne uygun düşsün diye…Bu konuyu açmayayım ben en iyisi…Biraz kızgınım sanırım…Belki de kötümserim bilemiyorum.Yeri gelmişken bir de sayın Bülent Ecevit’in ruhuna dualar okumak geldi içimden…
Biliyorum daha çilek mevsimi değil, ama ne yapayım dayanamadım.. Çünkü bu tarifi -Lezzet dergisinin Eylül 2007 sayısında yer alıyor- denemek için epey bir zaman bekledim. Çilekleri görünce artık daha fazla bekleyemeyeceğime karar verdim:)))
Annem, çilek kompostosu yaparken çilekleri de suyla birlikte kaynatırdı; bu seferde çilekleri erirdi.. Ama bu tarifte çilekleri suyla kaynatmıyoruz ve baharat ekliyoruz..
Sonuç: Ev halkı tarafından çok beğenildi.
Gerekli malzeme:
-1/2 kg. çilek
-1 litre su
-4 kahve fincanı tozşeker
-1 çubuk tarçın
-1 yıldız anason
1. Çilekleri temizleyip yıkayın. Çilekleri istediğiniz büyüklükte ve şekilde kesin. Ben büyükleri ortadan ikiye ayırdım, küçükleri ise olduğu gibi bıraktım.
2. Tarçın, yıldız anason ve şeker ilave edilmiş suyu bir tencereye alıp orta ateşte kaynatın. Birkaç dakika sonra ocaktan alın.
3. Çilekleri şekerli suyun içine atın. Ilınınca buzdolabına koyun. Soğuk servis yapın.
Yorumlara düğün pastam ve davetiyemle ilgili yazı yazmadığım için sitem gelmiş, aklımda ama maalesef yazamadım.
Ancak bugün yazabiliyorum.


Önce davetiye :
haftasonu adlı yazımda bahsettiğim üzere organizatör Derya Ablayla beraber koza davetiye nin üç adet kocaman klasöründeki yüzlerce modelden seçtik. Daha doğrusu ben umutsuzca davetiye sayfalarını çevirirken Berk “Bu nasıl?” diye gösterince bulmuş olduk. Otelin salonu altın ağırlıklı olduğu için organizasyonda altın renklerinin kullanılmasına karar vermiştik. ( altın kelebekli peçetelikleri yazmıştım daha önce) Davetiye de bu konseptte oldu. Biraz klasik aslında ama oldukça sade ve altın temaya çok uyan bir davetiye oldu. Aslında zamanlamayı ayarlayabilseydik ben özel yapım (kendi tasarlayabileceğim) bir davetiye istiyordum ama maalesef ayarlayamadık. Olsun bu davetiye de içime sindi.
Pasta :
Düğün pastasını ise biz seçmiyoruz o yüzden düşünecek bir şey azaldı. Otel pastayı sağladığı için bu konuda rahatız bir tek iç malzemesini seçeceğiz.
Ama düğün veya nişanda pasta seçmek isteyen arkadaşlara tavsiyem kesinlikle pelit tir. Nişan pastamı -bize yakın olduğu için- fabrikasından gidip seçmiştim. Eğer beyaz krema sevmiyorsanız ve çikolata-fıstık seviyorsanız, pasta siparişi verirken bol fıstıklı olmasını söyleyin. İnanılmaz güzel oluyor.
Bir de şunu ekleyeyim o düğünlerde gördüğünüz pastaların hepsi makettir. Yalnızca çiftin kesmesi için bir dilimlik pasta konulur, çift bütün pastayı keser gibi yapıp sadece o dilimi keser. ( Maket olmak da zorunda aslında. Şöyle ki, eskiden maket yokken katlı pastalar salonlara gelirmiş. Fakat yaz aylarında veya kış ayında bile olsa kapalı mekanda ışıkların da etkisiyle pastanın ekşime riski var. Biliyorsunuz ki ekşi kremadan zehirlenmek de başka birşeye benzemez. ) Misafirlere dağıtılan pasta ise daha önceden dilimlenmiş olarak pastanenin soğuk kasalı aracında düğün yerine ulaşır. Böylece servis edilirken ısınmış-ekşimiş pasta yeme riskiniz olmaz.
Bir de maketten ekstra bir ücret alınmıyor.
Bu da benim nişan pastam : (Nişan konseptim de “turuncu” ydu. Pasta, elbisem, nişan şekerleri ve çiçekler aynı renkteydi.)


Sonbaharla birlikte gelen ve kışın iyice etkisini artıran kuru ve soğuk hava sadece cildi değil, saçları da derinden etkiler.
Bu süreçte saç sağlığınızı ve güzelliğinizi korumak için yapabileceğiniz pek çok şey var…
Tıpkı cilt gibi sağlıklı saçlar da bol su içmenizi gerektirir.
Suyu az tükettiğiniz takdirde; gıdaların iyi sindirilmemesi, zararlı toksinlerin vücuttan atılamaması halinde kan dolaşımı düzenli çalışmaz.
Deniz, kum ve güneş, yaz boyunca saçların yıpranmasına neden olur. Yaz boyunca korunmayan saçlar, sonbaharın gelişiyle birlikte pek çok sorunla karşılaşmaya başlar. Kurur, kırılır, cansızlaşır, matlaşır… Peki, tüm bunları engellemek için neler yapılabilir?
• Eğer mümkünse saçlarınızı iki günde bir veya daha az sıklıkta yıkayın. Ve daima az şampuan kullanın. Şampuanı bolca kullanmanız saçınızın daha iyi temizleneceği anlamına gelmez, aksine büyük ihtimalle
iyi durulanmayacağından kepek sorununa yol açabilir. Avucunuza aldığınız şampuanı saçınıza sürmeden önce bir miktar suyla sulandırın.
• Saçlarınızı kurutma makinesinden mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışın. Kendi kendilerine kurumaları her zaman için dalıa iyidir. Kurutma makinesi hem saçın nemini çalar, hem de saç tellerine zarar verir.
• Saçınızı yıkadıktan sonra mutlaka bakım yapan bir saç kremi uygulayın. Kremi nemli saçlarınıza yaydıktan sonra, yumuşak bir havlu yardımıyla tampon yapın. Etkisini göstermesi için iki, üç dakika boyunca bekleyin.
• Nemini kaybetmiş saça, özellikle uç kısımlarına maske uygulayabilirsiniz. Saç derisine parmak uçlarınızla uzun uzun masaj yaparak maskenin iyice nüfuz etmesini sağlayın. Maskenin etkisini artırmak için kafanıza bone takın. Sıcak bir yerde, mesela kaloriferin yanında oturarak maskenin süresi doluncaya kadar bekleyr
• Her gün 5-10 dakika boyunca, kan deveranını hızlandırmak ve saçınızın kalitesini artırmak için kafanıza masaj yapın. Şakaklarınızdan başlayıp, kafanızın arkasına doğru devam edin. Dairesel hareketlerle basınç uygulayın.
• Saçınızı fazla taramayın ve sadece kuruyken fırçalayın. Mutlaka tahtadan, doğal ve yumuşak bir fırça almayı tercih edin. Kafanızı öne eğip, saçlarınızı diplerden uçlara doğru fırçalayın. Böylece hem saç derisini uyarmış, hem de doğal yağların saça yayılmasına imkan vermiş olursunuz.
• Saçınızı düzenli aralıklarla kestirin. En İyisi iki ayda bir uçlarından aldırmaktır. Saçınızın düzenli olarak kesilmesi, özellikle sağlıklı uzaması bakımından çok önemlidir. Kırık ve sağlıksız saçın düzenli olarak kesilmesi uzama hızına da olumlu etki eder.
• Saç sağlığı, sağlıklı beslenmeyle doğrudan alakalıdır. Vitamin ve mineral yönünden yetersiz beslenme saçları zayıflatır. Tıpkı
cilt gibi sağlıklı saçlar da bol su içmenizi gerektirir. Suyu az tükettiğiniz takdirde; gıdaların iyi sindirilmemesi, zararlı toksinlerin vücuttan atılamaması halinde kan dolaşımı düzenli çalışmaz. Bu nedenle yeteriıxe beslenemeyen saçlar, yağlı ve donuk renkli olurlar.