20 Kasım 2008 Perşembe admin
Resim altı(Üst sıra) : Chloé , McQ, Moschino , Topshop
Alt sıra : River Island,Dorothy Perkins,Burberry,DKNY,Marc by Marc Jacobs

BaÅŸlamış olduÄŸum cadıya sorun bölümü, sizden gördüğü ilgi sayesinde sanırım devamlı olacak. Daha Larien’in cevabını henuz vermiÅŸken Pixie bugün bizlere iki soru yoneltmiÅŸ, ben sorulara dokunmadan onun aÄŸzından buraya aktarıyorum:
1.Metrocity Dorothy Perkins’te güzel topuklu ayakkabı çeÅŸitleri oluyor ama diÄŸer maÄŸazalarda göremedim (Avrupa yakası için konuÅŸuyorum), Karşı tarafta var mıdır bu ayakkabılardan? Bilen? Gören?
2.Birkaç senedir tam içime sinen siyah, klasik, diz hizasında, düzgün kesimli ama sıradan olmayan, kumaşı uyduruk olmayan! bir palto bulamadım.. Zara’dan 2
model gördüm ama ehhh yanii… Sizden tavsiyeler efendimmm?
Benim ilk soruya vereceÄŸim cevabın çok yardımı olamayacak. Avrupa yakasında Cevahir AVM ve NiÅŸantası’na bakmışsın anladığım kadarıyla Suadiye ve Ümraniye’deki Topshop (0 216 5251111) maÄŸazalarında Dorothy Perkins ürünleri var mı emin deÄŸilim, bilenler konuya bir el atsın lütfen
DiÄŸer soruya gelince; aradığın palto, her zaman giyebileceÄŸin, uzun süre giyeceÄŸin için de seveceÄŸin bir ÅŸey olmalı ve bazen sıkıcı olmayan klasik parçaları bulmakta gerçekten zorluk çekildiÄŸi doÄŸru. Benim de siyah palto ile ilgili geçen kış basıma gelen bir ÅŸeyi aktarmak istiyorum, NiÅŸantası’nda Akkavak sokakta Evici diye bir maÄŸaza vardı (Simdi kapandı

), bazı yabancı markaların sezon sonu ürünlerini uygun fiyata satıyordu, ben de çok güzel siyah balon kollu ve acaip sevimli Marc by Marc Jacobs bir palto beÄŸendim fiyatı 350 tl civarındaydı, bana da cuk oldu ve çok yakıştı. Ben düşüneyim dedim çıktım ama paltoyu aklımdan çıkartamadım, bir hafta sonra gittiÄŸimde, palto tabi ki yoktu, hala kendime kızıp üzülürüm, aradığım siyah palto oydu muhtemelen. Kendimden bahsetmeyi kesersem, Türkiye’de satılıpta, resmini post edebileceÄŸim çok seçenek bulamadım doÄŸrusu, ancak buraya gonderen yabancı websiteleri ve burda satılıp, bulma ihtimalin olan markalardan seçtiÄŸim parçaları post edip seçenekleri geniÅŸlettim. Bu aralar indirimler de baÅŸladığı için, kriz ortamını da göz önüne alırsak cazip fiyat ve koÅŸullarda bildiÄŸimiz uygun fiyatlı markaların dışında, biraz farkla daha kaliteli markalara da eÄŸer imkanın varsa yatırım yapabilirsin kanısındayım, ciddi bir dolaÅŸmak lazım
Senin aradığın özelliklerde, birilerinin ustunde veya unlu markaların defilelerinde gorup hoşuma gidenleri de hem fikir vermesi için hem de görsel olarak içeriği zenginleştirmesi için ekledim.
Bunlara ek olarak, toplu resimdeki Topshop military siyah olanın grisini giymiştim, güzel duruyor, tavsiye ederim. Ayrıca, mağazaları dolaştığımda hoşuma giden bir parça görürsem sana haber veririm diye düşünüyorum. Benden bu kadar, evet kızlar, sizlerin de aklında kalan bu tarz paltoları satan bildiğiniz bir yer var mı?
TFS,Sartorialist,Topshop,Netaporter,Shopbop
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
20 Kasım 2008 Perşembe admin
Egzersiz rutinimde haftada üç gün (P.tsi-Ç.ba-
Cuma) ağırlık çalışması var. Önce 45′ kondisyon bisikleti, sonra 30 kez yarım şınav, ardından da gelsin dumbıllar! Esneme hareketleriyle de bitiş.

Önce 1lt.lik pet şişelerle başladım, şimdi de 2.5 kg’lik dumbıllarla çalışıyorum. Öyle “Rocky”
gibi erkeksi
bir kasım
yok! Düzenli olarak ağırlık kaldırdığımda sırt ağrım geçiyor ve
daha dik duruyorum -farkında olmadan!..
Bazen kaytardığım da oluyor
tabi.
Ayrıca
ayak bileğine bağlanan
kum torbasından da aldım.Kısa mesafeli yürüyüşlerde
onu da kullanıcam.
Ev içinde de takıyorum. Özellikle reklam aralarında koltukta otururken
ayak bileğinde ağırlıklar kaldır
indir. Bayağı işe yarıyor. Fayda faydadır!
Hem
kilo vermek, hem bedeninin güçlendirmek hem de kemiklerini korumak isteyenler, ağrılık çalışmalarına başlamalı.
Kategori kimseokumazsabenokurum.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
20 Kasım 2008 Perşembe admin

Instyle dergisini her ay başı alır, okunması kolay ve eğlenceli
bir dergi olduğu için genelde kısa sürede bitiririm.
Bu ayda rutin olarak aldığımda “The Look” sayfasının konuÄŸunun
Burberry olduğunu görüp sevinerek okumaya başladım. Satırlar ilerledikçe
bu yazı
bana bir tanıdık gelmeye başladı, dikkatle baktığımda
benim 13 Eylül’
deki aynı konudaki
yazımla ciddi benzerlikler olduğunu gördüm. Yazının başı ve sonu
benim yazımın neredeyse aynısı idi,
bu kadar benzerlik tesadüf olamazdı. Haklarını yemeyeyim bazı farklarda vardı
tabi ki,
Christopher Bailey’nin
Burberry’e geliÅŸ oykusu araya sıkıştırılmış, yazarımız dikkatli davranıp
benim kahve ve toprak tonları
diye dalgaya düşüp yaptığım yanlışı, haklı olarak kahve kelimesini çıkartarak doğru olarak yazmıştı..
gibi.
Kendi haline
bir insan olarak
bu yaklaşım beni hayrete düsürüp,
Instyle dergisi yazarları ile ilgili kafamda
ciddi soru isaretleri yarattı,
bir moda blogu sahibi olarak normalinin tersi olması gerekmez miydi
diye düşündüm.
Bu olay konusunda ben mi fazla evhamlıyım yoksa iki yazı arasındaki benzerliği siz de görüyor musunuz?
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
7 Kasım 2008 Cuma admin
Ünlü bitki bilimciler ve uzman doktorların birleştiği ortak nokta yeşil sebzelerin zayıflatacağı şeklindedir.Örneğin maydanoz zayıflatır mı, yoğurt zayıflatır mı ?
İbrahim Saraçoğlu,ender Saraç veya Ahmet Maranki.Ortak noktaları bitkilerle yakın ilgileridir.Yeşil yaprakları sebzeler zamanında tüketildiğinde pek tabi ki kilo vermenize yardımcı olur.
Hangi sebzeler zayıflatır diye bir soru soracak olursanız,sebze tek başına zayıflatmaz ama zayıflamanıza yardımcı olabilir.
Örneğin brokoli,kereviz,maydanoz, [...]
Kategori bilgeis.com | Yorum yapılmadı »
14 Ekim 2008 Salı admin

Marc Jacobs’ın tasarladıkları kadar kendi giydiÄŸi kıyafetleri de konuÅŸuyoruz.
Bu arada eski haliyle karşılaÅŸtırdığımız yeni görüntüsünün çaÄŸ atlamış olduÄŸunu söyleyebiliriz. Marc Jacobs çirkin ördek yavrusundan bir “kuÄŸuya” dönüşmüş durumda.

Kategori http://modatrendenin.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
9 Ekim 2008 Perşembe admin

Tabi ki deÄŸilim.
Sabah yataktan kalkarken
tek düşüncem
ev yapımı
Sportmax vari
kocaman kurdeleli iğnemi kullanabilmekti. Nasıl da beğenmiştik SS 08 şovunda kızların saçlarında
toka, yakalarında iğne olarak kullanılan
parlak renklerdeki kurdeleleri, ne kadar
basit ama bulması
zor olan,
elde edemeyince kendimiz yaptık, ne zamandır sırasının gelmesini bekledi ve işte o gun bugun.
Kıyafeti oluştururken kimseyi düşünmemiştim, taki ofistekiler
Gossip Girl kızları
gibi olmuşsun diyene kadar, diziyi ben de seyrediyordum, kıyafete bakınca haksız da sayılmazlardı , e hakkında
bu kadar
olay yaratılan diziden etkilenmemek
tabi ki mümkün değildi
ama bu kocaman kurdeleyi
en iyi bu tarz bir seçim taşıyabilirdi:
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
2 Ekim 2008 Perşembe admin

Tatil ya, postlara devam.
Bu ay
ki wish list çoğunlukla ayakkabı ve botlardan oluşuyor, kıyafet bazında çok istediğim
bir şey
yok, şimdilik!!! :
2.Gucci Fall 08 ( Altın zımba detaylı gladyatörler, hmmmmm!!!)
3.
Marni SS09(Desenlerin karışımına ve renklere bayıldım)
4.
Stella McCartney Fall 08 Botlar: Vegan materyali,
parlak renkleri, arkadaki metal plakası ve boyunuzu en az 10 cm uzatan dolgu topukları ile başarılı
5.YSL Platform botlar: Geçen kış Paris
Moda haftasında Fransız Vogue’un editörü Carine Roitfeld’in ayağında görüp vurulduğum, über yüksek botlar.
6.
Alexander Wang F/W 08 denim sort: Biliyorum, çok saçma
ama bu yırtık pırtık,
kocaman şorttan
Jessica Stam’den
Kate Moss üzerinde görünce, hoşlanmaya başladım.
Harvey Nichols’da var, bulunmasına şaşırdım
desem yalan olmaz,
hatta benim bedenime yakın olan 28( Ben markaya göre 26-27 giyiyorum) bedeni vardı, dalgaya düşüp
deneme şansını kaçırdım, nasıl duracağını merak ediyorum. En yakın kız arkadaşımla o günden
beri bu havayı verebileceğimiz
bir jeani bu proje için harcamaya hazırız,
benim dolabımda 30 beden
eski ( hiç
bir zaman 30 beden olmadım sadece jeanin bol duruşunu sevdiğim için almıştım) Levi’s 501 im sanırım
bu uğurda harcanmaya
uygun, çünkü o
jeane verebilecek 400 kusur liram olduğunu sanmıyorum.
7.
Steve Madden:
Bu listedeki en ulaşılabilir 2 şeyden biri, sizlerin
pek hoşlanmadığı, çoraplarla giymek için çok
uygun.
8.Anya Hindmarch for
Target: I’m not a plastic bag ile fenomen olan İngiliz tasarımcı , şimdi
uygun fiyatları ile ünlü
Target için tasarlamış, ben sipariş verdim,
tabi bulunabilirse

Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
2 Ekim 2008 Perşembe admin




Makyaj yapmayı ve alışverişini çok sevmeme karşın burada fazla yer vermediğimin farkındayım ve
bu eksikliği yavaş yavaş gidermek gerektiğini düşünüyorum, Şebnem’in yorumu da buna vesile oldu. Gündüzleri her gün makyaj yapmam, yaparsam da
tabi ki daha doğal
bir görünümü seçerim. Makyaj yapmadığım zamanlar
MD Formulations’ın renkli nemlendiricisi
veya Benefit’in “That Gal” i ve
daha mat
bir görünüm içinse yine Benefit’ten Dr. Feelgood isimli ürün istediğim görüntüyü
bana veriyor. Yorumda da yazdığım
gibi çeşitli markaların, farklı ürünlerini kullanırım, buraya konuk ettiklerim en çok sevdiğim
veya kullandığım ürünler,
ama makyaj çantamda hep aynıları bulunmayabilir (Zaten tüm malzemeler küçük
bir bavula ancak sığar :p),
yani yine ben de gördüğünüz ve beğendiğiniz
bir ürünü sormak durumunda kalabilirsiniz, her şey burada değil
Soldan başlayacak olursak, nemlendiriciden sonra yüzüme baz uygularım, burada Mac’in bazı var
ama Smashbox’ın bazı da tavsiye edilir, o
bitti ne yazık
ki. Fondoten olarak,
Smashbox,
Chanel ve
Maybelline’i kullanıyorum. Ciltte seffaf parlaklık hoşuma gittiğinden
bazen fondotenimi yine
Smashbox veya Chanel’in ışıltı veren ürünleri ile karıştırıyorum, kapatıcı olarak kıştan
beri Benefit’in ürününü kullanıyorum,
Laura Mercier’in Secret
Comouflage’ını denemek istiyorum, artık bitince. Fondotenlerin önünde bulunan
siyah uzun ürün yine
Smashbox’ın
dudak ve gözler için kullanılan bazı. Pudra olarak yine
Chanel’in toz pudrası
veya biraz
daha bronz
bir görünüm istiyorsam Stila’nın pudrası işime yarıyor, zaten farkındaysınız
dibi tutmuş tencere
gibi kapkara
bir bronz görünümden hoşlanmıyorum.
Clinique’in makyaj
seti de yanımda taşıdıklarımdan, her şeyi ayrı taşımaktansa oldukça pratik. Allık olarak yine Tarte markasının seffaf
krem allıklarını, Mac’in
krem allığını ve buraya koymadığım
ama Dior’un bronz, Guerlain’in ve Mac’in pembe ve şeftali tonlarında toz allıklarını da kullanıyorum, yalnız şunu farkettim
ki bir tane
Chanel allığım vardı, o kayıp
Bu arada biraz sakar ve dikkatsiz olduğumdan bazı kullandığım ürünler insan içine çıkamayacak görünümde olup, burada yer alamadılar, ya kırıklar, ya kapakları birbirinden ayrılmış..vs vs.
Devam ediyoruz, kaşımın ve gözümün arasındaki boşluk çok olmadığından öyle muhteşem, gölgeli göz makyajları tercih etmem zaten
pek sevmem de
ama markaların makyaj uygulamalarında yaparlarsa hayır demem, farklı görünme fırsatını kullanırım

Dumanlı göz makyajını severim, kalem
veya Smashbox’ın
krem eyelinerını kullanır ve fırça ile dağıtırım. Far olarak, Mac, Dior,
Chanel,
Clinique,
Smashbox, Estee Lauder.. kullandığım markalar arasında, göz kalemi olarak
Chanel ve Mac, maskara olarak Lancome’un Hypnose ve L’extreme’mini ve Max Factor’un ve Loreal’in çeşitli maskaralarını, farklı zamanlar için tercih ederim. Kaş kalemim YSL’dan, fırçası ile çok pratik,tavsiye ederim.
En çok para harcadığım makyaj ürünlerinden biri de rujlardır. Genellikle doğal renkleri tercih eder, hem parlatıcı hem de kremsi yapıda rujları kullanırım. Mac, YSL (İlk baştaki neon pembe ruju yazın almıştım
ama daha önce paylaşmadığım için fırsat
bu fırsattır deyip koydum), Benefit, Lancome, Dior, Estee Lauder,
Chanel tercih ettiğim markalar arasında. Yeri gelmişken Inglot’da
bir süre görmezden geldiğim
ama kullandığım ojeler ve rujla,
bir sürü renk seçeneğiyle sevdiğim markalar arasına girdi.
Sormak istedikleriniz
veya tavsiye edecekleriniz var ise yorumlarınızı beklerim. Oh şimdi içim
daha rahat, ne zamandır yapmak istediğim
bir şeyin
daha üstünü çizebilirim.
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
28 Eylül 2008 Pazar admin
Moda haftalarından sonra ordan alınan resimleri
arka arkaya koyup yazı yazmak
pek benim yaptığım
bir şey değildir.
Tabi ki moda haftaları görüntülerini izleyip ne var ne
yok diye bakıyorum
ama bunu yapan
pek çok dergi, site,blog varken ben de yapayım istemiyorum. Neyse, Milan
moda haftası defilelerine bakarken
bir tanesi dikkatimi çekti, defilelerinde farklı sunumlarıyla her zaman kendilerinden söz ettiren Dolce&Gabbana. Genelde giyim profilimin onlardan
uzak olması sebebiyle,
pek ilgilenmediğim
bu marka(
Evet 1 tane ayakkabım var
ama onu da onlar yaptı
diye almadım, tamamen o zamanki şartlar altında seçebileceğim
tek ayakkabıydı diyebilirim) “Pigiama
Barocco ” adını verdikleri Spring 2009 koleksiyonlarıyla ilgimi çektiler. Koleksiyon çızıklı pijamalardan olmasa da, halk arasında damat pijaması
diye tanımlayabileceğimiz
ipek pijamalardan esinlenerek hazırlanması ile
bana farklı geldi. Puanlı
veya çizgili
ipek pijamalara benzer yapı ve kumaşlardan hazırlanan üstler, pantolonlar, şortların yanısıra en sevdiğim fare
Minnie Mouse’un kulaklarına benzeyen
geometrik yapıda abartılı kollu ceketler,
puf balon etekler, saçlarda bol
aksesuar">
aksesuar koleksiyon ile ilgili sevdiklerim arasında. Favori görünümüm ise
Chanel İman üzerinde görünen kırmızı
balon etek ve
bordo üstten oluşan
kombinasyon.
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »
26 Temmuz 2008 Cumartesi admin

Ne zamandır birilerini eleştirmiyordum
burda,
ama öyle
bir fotoğraf gördüm
ki, içimdeki canavarı uyandırdı.
Kahramanlarımız Hollywood’un en
sevimli(!!!!) çiftlerinden
Katie Holmes ve
Tom Cruise ( Katie’nin yanında kendisi stil ikonu
gibi kalmış, ona
bir şey demeyeceğim bugün ).
Katie Holmes 90′lı yılların hit dizisi Dawson’s Creek’le ünlenmiÅŸ, canlandırdığı karakter de, kendisi de klasik
bir komşu kızıydı.
Daha sonra da çok ses getirmeyen bazı yapımlarda oynayıp, D sınıfı , sıradan
bir tarzı olan yıldız adayı olarak hayatını devam ettirirken kendisine
Tom Cruise piyangosu çıktı.
Tom Cruise ile ani evliliğinden sonra , dikkatinizi çekiyorum her
hangi bir film
veya yeteneğiyle değil, birden A sınıfına terfi eden
bu özünde köylü kızını Armani’nin ilham perisi (!!),
Posh Spice’ın kankuÅŸu olarak görmeye baÅŸladıktan sonra her ÅŸey birden deÄŸiÅŸti. Magazin dünyasında “diaper
diva Suri” ( Bez divası
veya bezli
diva) olarak bilinen
bir de çocuk dünyaya getirdikten sonra
bu 20′li yaÅŸlarının ortalarındaki
kendi halinde kızcağız, birden 40 lı yaşlarındaki ablaları
gibi giyinmeye, davranmaya
hatta benim çok ilgimi çeken plajda
Louboutin’in gökdelen topuklu sandaletleriyle dolaÅŸmaya baÅŸladı. Lanvinler senin, Armaniler
benim,
yeni saç kesimleri derken ve ( Ee posh la dolaşmanın doğal sonucu olarak) delirmiş
gibi para harcarken( yılların birikimi
tabi), hep
yeni bir ÅŸeyler
arayan magazin dünyası
onu, birden
yeni stil ikonu ilan etmek
gibi bir gaflette bulundu.
Tommy Boy’un gücü altında ezilip, hiç
bir varlık gösteremeyen, çok sevdiği oyunculuktan da
uzak kalıp, tam
bir ev hanımına dönüşen Kate’in, üstüne 5 beden büyük
gelen bu stil ikonluğu kavramına da
daha fazla tahammül edemediği gördüğünüz
bu resimle kanıtlanmıştır. Giysilerini Amerika’da insanların evlerindeki fazlalıklardan kurtulmak için, evlerinin
arka bahçelerinde yaptığı
garage sale’den, ayakkabılarını da Rihanna’ın attıklarından almış
gibi duran Tommy Girl,
bu acaip birleÅŸim yetmiyormuÅŸ
gibi bol pantolonun paçalarını sanki 87 yılındaymışız
gibi kıvırmasıyla, muhteşem görünümünün üzerine tüy dikmiştir. Süper trendy saç kesiminden eser kalmamamış saçları, bugünlerde beğenmediğim saçlarımın
bana daha iyi görünmesine sebep olmuştur, teşekkürler Katie :))
Kategori modacadisi.blogspot.com | Yorum yapılmadı »