moda, kadın ve güzellik hakkında aradığınız bilgiler


Bloguma Böyle Erişebiliyorum

31 Ekim 2008 Cuma admin

Sansürcü ve yasakçı zihniyetlerin 21. yüzyıl eserinin içinde kendine çıkış noktası arayanların şu adresleri şu şekilde yazması gerekiyor:

ekşisözlükten alıntıdır:

177- biliyorum zaten çözüm deÄŸil, sorunun çözüme ulaÅŸması ÅŸekilde olmamalı falan filan; evet de çare kalmayınca deniyor . neyse, ben söyleyeceÄŸim ÅŸeye geleyim. örneÄŸinde uyguladığımız olan c:\windows\system32\drivers\etc’deki dosyasına siteye direkt ulaşımı saÄŸlayan ’yi yazarak, karşısına linki yazmak da ne yazık çözüm olamıyor engellemeye. subdomain uygulaması çıkıyor karşımıza. güzide bloglarımıza .blogspot.com olarak girildiÄŸinden yine engelleniyoruz. yine de en azından eÅŸin dostun bloguna kasmadan gireyim diyorsanız, yine aynı baÄŸlantıdan
c:\windows\system32\drivers\etc\- girip şöyle şeyler yazabilirsiniz:
72.14.207.191 www.blogger.com
72.14.207.191 .com
72.14.207.191 www.blogspot.com
72.14.207.191 blogspot.com
72.14.207.191 modatrendenin.blogspot.com (eÅŸin blogu)
72.14.207.191 guzelsentrendenin.blogspot.com (dostun blogu)
dışında pek ÅŸey yapamıyoruz geldi . tunnel’lar var tabii de, pek sevmiyorum ben hacı.
(
rebelly, 25.10.2008 12:59 ~ 13:00)

Marc Jacobs ve cadı

24 Ekim 2008 Cuma admin

Herkese günaydın!!! İş sebebiyle gene uzaklardayım, o yüzden fazla olmayacağı konusunda sizi uyarmam gerekir. süredir yapamadığım açık çekimlerine geri dönüş yapıyorum ve sizi çantamla tanıştırıyorum:

demişken geçenlerde okuduğum hiyayeyi de aktarmadan gecemeyeceğim. Paris Moda Haftası sırasında “Style Clicker” adlı sitenin fotoğrafçısı Paris sokaklarında dolaşırken eteği , çantası ve leriyle adam görür ve ilginç ve hoş olduğuna karar verip fotografını çeker. sonra kendisine, moda endüstrisinde çalışıp çalışmadığı sorar, adamın cevabı “sayılır” olur. Adamın acelesi olmasına rağmen, fotografçı, fotografını çektiği şilere doldurttuğu formu verir, geri aldığında satırının karşısında gördüğü ” tır. Fotografçı Paris Moda haftasına böyle başlangıç yaptığı için çok sevinir ancak hikayenin güldüren kısmı ’ın muhtemelen biraz alaycı tavırla sayılır demesi ve fotografcının işlerle ilgili olan birinin sokakta etekle dolaşan ve sıradan ın suratına bakarak tanıyabileceği ’ı nasıl tanıyamadan işi yaptığıdır, ben olayı çok alaycı ve buldum, ayrıca ben adama eteği yakıştırıyorum, İskoçların modern versiyonu . siz?

p.s.: Illustrasyon için D.’yi, fotoğraflar için B.’yi çok öpüyorum ha de G.’yi şimdi kıskanır ;) xoxox

Buğday Unlu ve Cevizli Ekmek

17 Ekim 2008 Cuma admin
Ekmek makinesinin hamur programını kullanarak ekmek yapmak en az 30 dakika zaman kazandırıyor. önce programı kullanmamıştım. cesaret edememiştim. pilav yapmışlığım var!
Sibel, tarifteki ölçülerin yarısını kullanarak yapmış. Ben ölçüde yaptım. Ancak !Kitapçığım kaybolsa tarif el altında yazıyorum.
MALZEMELER:
  • 175 gr. ğday unu
  • 150 gr. kepekli un
  • 150 gr. un
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1+1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 1+1/2 tatlı kaşığı instant kuru
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 325 . su
  • 150 gr. iri parçalanmış içi

I.Aş: Ekmek Makinesinin Hamur Programı (1:30)

Soğuk su (tarife uydum ılık su kullanmadım) ve ğı kalıba alın. Sırasıyla unları, şekeri ve tuzu ekleyin. Unun ortasına küçük havuz açıp mayayı ekleyin. Makinenizi hamur programına ayarlayın. Normalde ek sinyali çalınca cevizleri ekleyin ve programa devam edin diyor. Ancak çalmadı! Ben mi duymadım yoksa programda mi çalmıyor, bilmiyorum!

II. Aş: şekil ve Fırında Pişirme (1 )

Program bitince, kalıbı makineden çıkarın. Güzelce kabarmış. Mıncıklayınca da ekşi kullanılmış tadı vardı. harika! Unlanmış zeminde cevizleri ekleyip biraz yoğurduktan sonra oval somun şekli verip ğlı kağıt serilmiş fırın tepsisinde üzerini streç filmle kapatıp 30 dakika kabarması için bekletin. Streç filmi üzerinden çıkarıp önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20-25 dakika üzeri kızarına kadar pişirin. Kalıbı fırından çıkarıp soğuması için fırın telinin üzerinde bekletin. ç: Harika cevizli ekmek sizi bekliyor!..

Çığlıklar ve Fısıltılar

9 Ekim 2008 Perşembe admin
GÜNEÅžE BAKMAK ÖLÜMLE YÜZLEÅžMEK kitabının bölümünde Irvin Yalom, Empatinin Gücü’nü anlamak; ölümün yarattığı yalnızlık ve baÄŸlantı kurma gereksinimi için ’ın “Çığlıklar ve Fısıltılar” filmini öneriyor. İzlenmeli!

kitap “kasvetli” deÄŸil. Terapiler, filozoflar, ve sinemadan da yararlanarak ölüm korkusunun üstesinden gelmeyi anlatıyor.
Kitaptan
“Var olmama durumu korkutucu deÄŸil, çünkü var olmadığımızı bilmeyeceÄŸiz.” olduÄŸum yerde ölüm ; ölümün olduÄŸu yerde ben .”

Makyaj çantam

2 Ekim 2008 Perşembe admin





Makyaj yapmayı ve alışverişini çok sevmeme karşın burada fazla yer vermediğimin farkındayım ve eksikliği yavaş yavaş gidermek gerektiğini düşünüyorum, Şebnem’in yorumu da buna vesile oldu. Gündüzleri her gün makyaj yapmam, yaparsam da doğal görünümü seçerim. Makyaj yapmadığım zamanlar ’ın renkli nemlendiricisi veya Benefit’in “That Gal” i ve mat görünüm içinse yine Benefit’ten Dr. Feelgood isimli ürün istediğim görüntüyü veriyor. Yorumda da yazdığım çeşitli markaların, farklı ürünlerini kullanırım, buraya konuk ettiklerim en çok sevdiğim veya kullandığım ürünler, makyaj çantamda hep aynıları bulunmayabilir (Zaten tüm malzemeler küçük bavula ancak sığar :p), yine ben de gördüğünüz ve beğendiğiniz ürünü sormak durumunda kalabilirsiniz, her şey burada değil :)
başlayacak olursak, nemlendiriciden sonra yüzüme baz uygularım, burada Mac’in bazı var ’ın bazı da tavsiye edilir, o ne yazık . Fondoten olarak, , ve ’i kullanıyorum. Ciltte seffaf parlaklık hoşuma gittiğinden bazen fondotenimi yine veya ’in ışıltı veren ürünleri ile karıştırıyorum, kapatıcı olarak kıştan beri Benefit’in ürününü kullanıyorum, ’in Secret ’ını denemek istiyorum, artık bitince. Fondotenlerin önünde bulunan ürün yine ’ın ve gözler için kullanılan bazı. Pudra olarak yine ’in toz pudrası veya biraz bronz görünüm istiyorsam Stila’nın pudrası işime yarıyor, zaten farkındaysınız tutmuş tencere kapkara bronz görünümden hoşlanmıyorum. ’in makyaj de yanımda taşıdıklarımdan, her şeyi ayrı taşımaktansa oldukça pratik. Allık olarak yine Tarte markasının seffaf allıklarını, Mac’in allığını ve buraya koymadığım Dior’un bronz, Guerlain’in ve Mac’in pembe ve şeftali tonlarında toz allıklarını da kullanıyorum, yalnız şunu farkettim tane allığım vardı, o kayıp :(

biraz sakar ve dikkatsiz olduğumdan bazı kullandığım ürünler içine çıkamayacak görünümde olup, burada yer alamadılar, kırıklar, kapakları birbirinden ayrılmış..vs vs.
Devam ediyoruz, kaşımın ve gözümün arasındaki boşluk çok olmadığından öyle muhteşem, gölgeli göz makyajları tercih etmem zaten pek sevmem de markaların makyaj uygulamalarında yaparlarsa hayır demem, farklı görünme fırsatını kullanırım :) Dumanlı göz makyajını severim, kalem veya ’ın eyelinerını kullanır ve fırça ile dağıtırım. Far olarak, Mac, Dior,, , , Estee Lauder.. kullandığım markalar arasında, göz kalemi olarak ve Mac, maskara olarak Lancome’un Hypnose ve L’extreme’mini ve Max Factor’un ve Loreal’in çeşitli maskaralarını, farklı zamanlar için tercih ederim. Kaş kalemim YSL’dan, fırçası ile çok pratik,tavsiye ederim.

En çok para harcadığım makyaj ürünlerinden de rujlardır. Genellikle doğal renkleri tercih eder, hem parlatıcı hem de kremsi yapıda rujları kullanırım. Mac, YSL (İlk baştaki neon pembe ruju yazın almıştım önce paylaşmadığım için fırsat fırsattır deyip koydum), Benefit, Lancome, Dior, Estee Lauder, tercih ettiğim markalar arasında. Yeri gelmişken Inglot’da süre görmezden geldiğim kullandığım ojeler ve rujla, sürü renk seçeneğiyle sevdiğim markalar arasına girdi.

Sormak istedikleriniz veya tavsiye edecekleriniz var ise yorumlarınızı beklerim. Oh şimdi içim , ne zamandır yapmak istediğim şeyin üstünü çizebilirim.

Tasarım Yöneticilerine Çağrı Niteliğinde

18 Ağustos 2008 Pazartesi admin

Bilgi Üniversitesi’nin Tasarım Kültürü ve Yönetimi‘ni çeşitli defalarla anlata anlata bitirememişimdir. , öğreticilerin her tasarım alanında Türkiye’de gelmiş insanların anlatımında büyük önem kazanır. İlgi duyulan konuda edilen her kelam, kulağa tecrübe küpesi olarak takılır. Kulaklarını, boynunu, parmaklarını çeşitli bilgi aksesuarlarıyla doldurmak isteyenler için yayın dönemi çok yakında başlıyor. Tanıtım toplantıları ise yarından da yakın. haftaya… Detaylar aşağıda ve sitesinde.

Tasarım Yöneticilerine Çağrı Niteliğinde

18 Ağustos 2008 Pazartesi admin

Bilgi Üniversitesi’nin Tasarım Kültürü ve Yönetimi‘ni çeşitli defalarla anlata anlata bitirememişimdir. , öğreticilerin her tasarım alanında Türkiye’de gelmiş insanların anlatımında büyük önem kazanır. İlgi duyulan konuda edilen her kelam, kulağa tecrübe küpesi olarak takılır. Kulaklarını, boynunu, parmaklarını çeşitli bilgi aksesuarlarıyla doldurmak isteyenler için yayın dönemi çok yakında başlıyor. Tanıtım toplantıları ise yarından da yakın. haftaya… Detaylar aşağıda ve sitesinde.

Tansiyon nedir ?

9 Ağustos 2008 Cumartesi admin

TANSİYON NEDİR? NASIL ÖLÇÜLÜR?

Bedenimizde trilyonlarca hücre vardır. Bunlar mükemmel işbölümüyle çalışırlar. çalışabilmeleri için yakıta ve oksijene gereksinimleri vardır. yakıtı, hücrede oksijenle yakıp, çalışabilmeleri için gerekli enerjiyi sağlarlar. Sonra yanmadan arta kalan artıkların ve açığa çıkan karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması gerekir. İşte hücrenin gereksindiği yakıt ve oksijenin hücreye taşınması, oluşan artık ve karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması işini kan üstlenir.

Kanla hücre arasında az önce söylediğimiz alışverişin yapılabilmesi için, tüm hücrelerin kanla temas etmesi gerekir. yüzden, nasıl , incele incele tüm yapraklara kadar ulaşıyorlarsa, kan damarları da biçimde damarlarla tüm hücrelere kadar uzanırlar.

Ne var , kanın hücrelere kadar gitmesi yetmez. Sürekli yakıtın, oksijenin hücrelere taşınması, artıkların da sürekli uzaklaştırılması gerekir. için kanın sürekli hareket etmesi gerekir. işi, doğumdan ölüme kadar hiç durup dinlenmeden kalp üstlenir. kaç dakika dursa, için felaket olur.

Kalp, akciğerden gelen temizlenmiş, oksijenli kanı hücrelere kadar, atardamarlarla pompalar. Kirlenmiş kan ise toplardamarlarla yeniden kalbe taşınır. kalp her atımda, önce kanı pompalar, sonra da kanın yeniden kalbe dolması için istirahate geçer. durmadan tekrarlanır. Öyle , kalp her dakikada 70-80 pompalar bekler; pompalar bekler…

Tansiyon dediğimiz şey, kanın damar duvarını zorlamasıdır . Kalp kanı pompaladığında, atardamarların duvarı daha fazla gerilir; bekleme sırasında ise gerginlik azdır. iki farklı tansiyon vardır. İlki pompalama sırasında, daha fazla olanı. Biz buna büyük da sistolik diyoruz. İkincisi, kalbin istirahati sırasında, düşük olanı. Buna da küçük da diastolik diyoruz.

Kanın damar duvarına ne kadar basınç yaptığı, civa sütununu ne kadar yükseltebildiğiyle ölçülür. Diyelim 120 mm yükseltebiliyorsa 120 mmHg da 12 cm Hg olarak söylenir. Hg, civanın kimya dilindeki kısaltımıdır.

Kan basıncı çeşitli aletlerle ölçülür. En bilinenleri civa sütunlu olanlardır. yay sistemli ölçümler de geliştirilmiştir. Son yıllarda, elektronik ölçme tekniğinin kullandığı araçlar, basit kullanımları nedeniyle, çokça satılır olmuştur.

Organik İşler Bunlar

28 Temmuz 2008 Pazartesi admin

(Dikkat yazı. Eyvah yazı!)

Bunlarla kafayı yeme dedikçe, ekolojik olayına sardırmaya başlıyorum. En belirgin harekatı ise kozmetikte şıyorum. Geçen gün güvenilir kaynaklardan öğrendiğim şeyle yıkıldım. En zararlı kozmetik maddelerinin güneş koruyucuları olduğunu duyduğumdan beri de içim hiç değil. Çünkü ten rengi sıralaması yapılırken, dünyadaki renkler beyazlığım referans alınıp da başlamış . ben sıralamadaki renge sahibim. Yıllardır güneş görmemiş ötesi tenimi 50 üzeri faktörlerle korumak boynumun borcu. (50 faktörü ben ve çocuklardan başka kim sürüyor biliyor musunuz? Çok koyu tenliler, fazla kararmasınlar !) Güneş kremleri içerlerinde çok kimyasal bulundurduğundan en zararlı ilan edilmiş. Peki durumda ne yapılıyor? Makyaja geldiği güneş kreminde de tercih minerallerden yana olmalı. Fakat kimyasal olayı öyle , aslında şampuandan rimele, neredeyse ojeden ruja herşeyin içinde kimyasal madde var. Güneş sütümü mineral aldım, makyajımı minerallerle değiştirdim, peki diş macununu ne yapacağım, kıyafetlerimi en zararlılardan olan deterjandan nasıl kurtaracağım? afilli görünen sorularım birkaç yıllık dünyevi meseleler klasmanında, kanserojen katkı maddeli paranoyanın küresel ısınma manikdepresifli hali zaten. Meselenin hormonlu gıda KDV’sini de hasılata katmayı unutmamak gerek.

NTV Yeşil ekran destekli paranoyalarım, markette çaktırmadan deterjanın kansersizinden ararken, yediğim domatesi, da herhangi paketli ürünü de sorgulatıyor artık . Sonra birden İsviçre’de şamadığımı hatırlayıp, ’ın İstanbul’unda deterjandan, hormonlu çilekten, içeren kozmetikten kaçsam ne olacak zaten diyorum. ( Türkler’in kokusunun payımıza düşen tabakası delinimi da karbon gazı salınımının çokluğunda etkisi var mıdır? İşte BBC sana güzel belgesel araştırma konusu. Ancak araştırırken kokudan sağ kalamama ve ülkenize geri dönememe riski var benden uyarması.)

Fala inanma falsız kalma’nın ekoloji versiyonunu kendime prensip edinmişken, zat-ı alimi ürün içeriğine bakarken ve katil katkı maddelerini enselemeye çalışırken buluyorum. merak var, istek var, hatta kafaya takmaya yakın ruh hali var, ancak hala çemberin dışındayım.

araştırmalar, ekrana düşen ekolojik haberler bütününde kendime uzman! (kendini bilir) destekli koruma kremi aldım. Minerallerden yapılma olduğu söylenen İsrailli AHAVA’nın 50′leri.

Şimdi araştırırken gördüm, ekoseverlerin zaten bildiği duruyor Lavera. Markayı biraz araştırdıktan sonra kendimde nemlendiricilerini ve temizleme jellerini alacakmışım seziyorum. Kullananınız da başka şeyler bilip de paylaşmak isteyeniniz varsa söyler zaten. de Almanca bilenlerin faydalanabileceği ürün didikleyen, , ve Nivea’nın içeriklerini beğenmeyen Öko-test site var. İşte onların beğenisi Lavera zaten. Almanca’ defa ihtiyaç duyuldu o da namüsait.



Eee ne yapıyorum o zaman?
1-Evet kadar ım. Güneşe çıkmak mı? Kendini intahar etmekle aynı kefende yatıyor. Rengim ve cilt nakli yaptırmadıkça değişmesi mümkün değil. En az 50 faktör koruma ve güneşle hiç anlaşamama durumları aynen devam.
2- Evet son zamanlarda benle cepten iletişim kuranlar, maymun alolara gark oluyor. Nedeni kulaklığımı keşfetmem. Kulaklığın tele dolanması sonucu cevap vermede güçlük, ses ayarlarında nanaylık.
3- İnternet maillarında dolaşan 3 cep telefonu ile mısır patlatma gösterisi ve gazete destekli cebin beyin pişirme operasyonları geceleri kapattırıyor mereti.
4- Haci şakir’in toz sabunlarıyla çocuk eşyası yıkayan arkadaşlarım var. Deterjan konusu şu aralar için sıcak konu. bulaşık makinasına takmadım.
5- AHAVA’yı deneyeceğim. Gerçi 50 zaten koruyacak. Mineral kısmı ’a emanet.
6- Makyaj malzemelerime onca yatırım yapmışım. Aklanmalarını bekleyip, fondötenim mineralli canım deyip, kendimi ekolojinin parçası zannetmeye çalışacağım.
7- Organik kara bulgurumun hakkını vermeye devam edeceğim. Elimdeki tek organik . Tüm yiyecekleri organik alamam ’lerle kendimi kandıracağım. şa kadar organik mi yemişiz Türklük yaptıktan sonra, e çocukken kadar katkı maddesi yoktu soru-cevap oynamaya devam edeceğim.